Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Hadislerde Kiyamet Alametleri I
#1
Dini3 
Hadislerde Kiyamet Alametleri I

On dört yüzyıl önce Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), kıyamet ile ilgili bazı gaybi bilgileri ve bunlara dayalı düşüncelerini kendisiyle birlikte olan Müslümanlara aktarmıştır. Bu değerli sözler nesilden nesile geçmiş, hadis kitapları ve İslam alimlerinin eserleriyle günümüze ulaşmıştır. Elinizdeki kitabın ilerleyen bölümlerinde kullanılan hadisler de Peygamberimiz (sav) tarafından işte bu anlamda söylenmiş haberleri içermektedir.Bu hadislerin sahih, yani güvenilir ve doğru olduğunun en önemli ispatlarından biri ise, söz konusu hadislerde haber verilen tüm alametlerin Hicri 1400'ün başından itibaren son 30 yıl içerisinde arka arkaya gerçekleşmiş olmasıdır. Hadislerdeki olayların tahakkuku, bu hadislerin doğruluğunun teyitidir.
Şunu da açıklamak gerekir ki, hadislerde bildirilen işaretlerin bir kısmı 1400 yıllık İslam tarihinin herhangi bir döneminde, dünyanın belirli bir bölgesinde, belirli bir oranda görülmüş olabilir. Böyle bir durum o dönemin Ahir Zaman olduğunu göstermez. Zira bir devrin Ahir Zaman olarak nitelendirilmesi için kıyamet alametlerinin tümünün aynı çağda, birbirlerini izleyerek gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu durum bir hadiste şöyle ifade edilmiştir:
Kıyamet alametleri birbirini takiben meydana gelir. Bir dizideki boncukların art arda kopması gibi.
Ramuz-El Ehadis, 277/6; Camiü's-Sagir, 3/167


Yukarıdaki bilgi ışığında Ahir Zaman hadisleri incelendiğinde hayret verici bir sonuç meydana çıkmaktadır. Peygamberimiz (sav)'in yüzyıllar önce ayrıntılarıyla açıkladığı işaretler yeryüzünün hemen hemen her köşesinde, birbiri ardınca ve tam anlamıyla belirtildiği biçimde içinde bulunduğumuz çağda yaşanmaktadır. Hadisler sanki zamanımızın eksiksiz bir portresini çizmektedir. Elbette bu, derin düşünülmesi gereken son derece mucizevi bir olaydır. Gerçekleşen her alamet insanlara, Allah'ın huzurunda hesap verecekleri kıyamet gününün çok yaklaşmış olduğunu ve bir an önce Kuran ahlakını hayata geçirmelerinin önemini bir kez daha hatırlatmaktadır.Bu açık gerçeğe rağmen, Hz. İsa (as)'ın bu yüzyılda gelmeyeceğini, Hz. Mehdi (as)'ın bu yüzyılda zuhur etmeyeceğini, İslam'ın bu yüzyılda yeryüzüne hakim olmayacağını söyleyenler ise büyük bir yanılgı içindedirler. Bu kimselerin yanlış bakış açısına göre son 30 yıl içinde gerçekleşen ve gerçekleşmeye devam 200'den fazla alametin aynı şekilde, tekrar, arka arkaya, yeniden gerçekleşmesi gerekmektedir. Şüphesiz bu samimi ve gerçekçi bir iddia değildir. Akılcı ve samimi olan tutum ise, Hz. İsa (as)'ın gelişinin ve Hz. Mehdi (as)'ın zuhurunun, yani kıyametin yaklaştığının alameti olan yüzlerce olayın içinde bulunduğumuz bu yüzyılda gerçekleşmiş olduğunu görmek ve bu kutlu dönemde yaşıyor olmanın sevincini ve coşkusunu hissetmektir.
Kitabın bu bölümünde Peygamberimiz (sav)'in haber verdiği kıyamet alametlerinden sadece bir kısmına yer verilmiştir. (konuyla ilgili daha detaylı bilgi edinmek isteyenlerSavaşlar kadar tüm dünya insanlarını ilgilendiren diğer bir "kargaşa" konusu da uluslararası ve organize terör olaylarıdır. Boston Üniversitesi'nden Prof. Vojtech Mastny'nin belirttiği gibi, terör olayları 20. yüzyılın ortalarından sonra kat kat artmıştırMeydana gelen tahribat Avrupa'nın büyük bölümünü ayın yüzeyine dönüştürmüştü: Şehirler bombardımanlar sonucunda harap oldu, sayfiye yerleri kavruldu ve simsiyah oldu, yollar bombaların açtığı çukurlarla kaplandı, demiryolları kullanılamaz hale geldi, köprüler yıkıldı, limanlar batık gemilerle doldu. Savaş sonrası Almanya'nın Amerikan Bölgesi askeri valisi General Lucius D. Clay'in dediği gibi, "Berlin sanki ölülerin şehri gibiydi."1998 yılı şimdiye kadar kaydedilen en sıcak yıl olmuşturAmerika Ulusal İklimsel Veri Merkezi'nin kayıtlarına göre de en fazla iklimsel afet 1998'de meydana gelmiştir.Örneğin gözlemciler, 1998'deki Mitch Kasırgası'nın Orta Amerika'nın tarihinde meydana gelen en kötü felaket olduğunu belirtmişlerdir.Teknolojinin, kendilerine doğaya hükmetme olanağı sağlayacağı hayaline kapılan bazı insanlara ise 1995 Kobe depremi anlamlı bir ders vermiştir. Hatırlanacağı gibi, Japonya'nın büyük endüstri ve ulaşım merkezinde yaşanan deprem hiç beklenmedik bir anda meydana gelmiştir. Bu deprem sadece 20 saniye sürmesine rağmen, Time dergisinde belirtildiğine göre, 100 milyar dolar civarında zarara neden olmuştur.Son birkaç yıl içinde meydana gelen büyük ve sürekli depremler, dünya kamuoyunun gündeminde devamlı olarak ilk sıralarda yer almaktadır. Amerikan Ulusal Deprem Enformasyon Merkezi verilerine bakılırsa 1999 yılında, yeryüzünde 20.832 deprem meydana gelmiştir. Bu depremlerde tahmini olarak 22.711 insan hayatını kaybetmiştir.Günümüzde dünya genelinde fakirlik çok ciddi boyutlara ulaşmış durumdadır. UNICEF'in son raporları göz önünde tutulursa, dünya nüfusunun dörtte biri "tasavvur edilemez sıkıntı ve yokluk koşullarında" yaşamaktadır.Bir milyar üç yüz milyon kişi günde 1 dolar, üç milyar kişi de günde 2 dolar ile geçinmektedir.Yaklaşık bir milyar üç yüz milyon insan temiz sudan, iki milyar altı yüz milyon insan temel sağlık hizmetlerinden yoksundur.Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) 2000 yılı raporuna göre, 826 milyon insan yetersiz beslenmektedir. Diğer bir ifadeyle her altı kişiden biri açlık çekmektedir.Gelir dağılımındaki adaletsizlik de son birkaç on yıl içinde aşırı derecede, düşünülenin çok ötesinde büyümüştür. Birleşmiş Milletler kaynakları göstermektedir ki 1960'da dünya nüfusunun en fakir %20'si ile en zengin %20'si arasındaki gelir oranı 1'e 30 iken, 1995'te 1'e 82 olmuştur.Sosyal adaletteki çöküşe bir örnek de dünyanın en zengin 225 şahsının servetinin dünya nüfusunun %47'sinin senelik gelirine eşit hale gelmesidir.16
İstatistiklerin ortaya koyduğu bu güncel veriler aynı zamanda, Peygamberimiz (sav)'in sözünü ettiği fakirliğin artacağı haberinin de göstergeleridir. Ahir Zaman'ın ilk döneminin belirtileri olan fakirlik ve açlık hadislerde şöyle bildirilmiştir:
Fakirler çoğalacak.
Fakirler çoğalacak
Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 455
Açlık ve hayat pahalılığı alabildiğine yayılacak.
Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 440


Peygamberimiz (sav)'in işaret ettiği dönemin günümüz koşullarını tasvir ettiği açıktır. Geçmiş yüzyıllara bakıldığında kuraklık, savaşlar veya felaketler gibi nedenlerle zorluk ve sıkıntılar yaşandığı fakat bunların geçici ve bölgesel boyutlarda kaldığı görülmektedir. Oysa içinde bulunduğumuz çağda yaşanan fakirlik ve geçim zorlukları kalıcı, düzenli ve büyük ölçekli bir yapı taşımaktadır.

Akit, 22 Şubat 2000, Ortadoğu, 12 Nisan 2001, Yeni Mesaj, 10 Kasım 2000, Yeni Binyıl, 21 Temmuz 2000, Yeni Binyıl, 23 Haziran 2000, Hürses, Sayı: 7810
Fakir-zengin ayrımına yol açan sosyal adaletsizliğin temel nedeni elbette Kuran ahlakının yaşanmamasıdır.


Sizden, faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoşgörsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
(Nur Suresi, 22)

Şüphesiz Rabbimiz sonsuz şefkat ve merhamet sahibidir; insanlara zulmedici değildir. Ancak insanlar yaptıkları kötülük ve nankörlükler nedeniyle yoksulluk ve sıkıntılara zemin hazırlamaktadırlar. Elbette böyle haksız ve üzücü durumlar dini, ahlaki ve vicdani değerlerden yoksun, bencillik ve çıkar ilişkileri üzerine kurulu bir dünya düzeninin kaçınılmaz sonucudur.

Fakirliğin artması ve insanlar arasındaki sosyal uçurumun giderek büyümesi AhirZaman'ın ilk döneminin belirtilerindendir.


Ekonomik Kriz Kıyamet Alametlerindendir
2007 yılında başlayan, 2008 ve 2009 yılında şiddetini artıran ve 2014 yılına kadar sürmesi beklenilen ekonomik kriz de Peygamber Efendimiz (sav)'in haber verdiği alametlerden biridir. Yüzbinlerce insanın işsiz kalmasına, fakirliğin doruğa tırmanmasına, yüzlerce şirketin hatta ülkelerin batmasına sebep olan bu krizle ilgili hadislerden bazıları şunlardır:
Çarşı ve pazarların tekarubu kıyamet alametlerindendir. Dedim ki "Pazarların tekarubu ne demektir?" Şunlardır: "Herkesin az kazançtan yakınması..." (İbni Merduveyh Ebu Hüreyre (ra)dan...)(Kıyamet Alametleri, Pamuk yayınları, s.146) Nuaym b. Hammad, İbni Mes'ud'dan rivayet edilen bir hadiste, Hz. Mehdi (as)'ın ortaya çıkışının öncesinin anlatıldığı dönem, "TİCARET ve yolların KESİLDİĞİ ve fitnelerin çoğaldığı zaman" şeklinde tarif edilmektedir. Hadisin devamında ise Hz. Mehdi (as) döneminde bu fitnelerin son bulacağı haber verilmektedir: "...Biz O (Hz. Mehdi (as)) şahsı aramak için geldik ki, FİTNELER ONUN ELİYLE SÖNEBİLİR. KONSTANTİNİYYE (İSTANBUL) O'NUNLA FETHEDİLİR. (Yani Hz. Mehdi (as) manen gönülleri fethedecek, büyük kültürel ilmi etki oluşturacaktır.) Biz onu ismi ile ve anasının, babasının ismiyle ve ordusu ile tanırız..."
(Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s.52)
(Hz. Mehdi (as)'nin zuhurundan (ortaya çıkışından) önce) PİYASANIN DURGUN OLMASI, KAZANÇLARIN AZALMASI olacaktır.
(Kıyamet Alametleri, s. 148)
Herkesin AZ KAZANÇTAN YAKINMASI, paraları için zenginlerin saygı görmesi olacaktır.
(Kıyamet Alametleri, s. 146)

Ticaret ve yolların kesildiği ve fitnelerin çoğaldığı zaman...
(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 39-40)


Ahlaki Çöküş

İçinde bulunduğumuz zamanda dünya toplumlarının
sosyal yapılarını tehdit eden çok büyük bir tehlike
söz konusudur. Bu tehlike insan bedenini ölüme götüren
virüslere benzer şekilde sinsi bir faaliyet göstererek
toplumu yıkıma sürüklemektedir. İşte bu tehlike bir
insan topluluğunu ayakta tutan ahlaki değerlerin yozlaşmasıdır.
Eşcinselliğin, fuhuş ticaretinin, evlilik dışı cinselliğin,
cinsel suçların, pornografinin, tecavüz vakalarının
ve cinsel hastalıkların artışı ahlaki çöküşün bazı önemli
göstergeleridir.

Bahsi geçen konular sürekli olarak dünya
kamuoyunun gündemindedir. Pek çok insan çevresinde olup
bitenlerin, tehlikenin farkında değildir veya bu olayları
sosyal hayatın bir parçası olarak değerlendirme gafletine
düşmektedir. Ancak istatistikler tehlikenin boyutlarının
görülmemiş bir artışla her geçen gün büyüdüğünü göstermektedir.


Akit, 2 Mart 2001, Akit,
1 Aralık 2000, Hürriyet, 26 Haziran 2001

Dini ve ahlaki değerlerden yoksun toplumlar için
AIDS hızla yayılan ve başa çıkılamayan bir bela
olmuştur.

Cinsel hastalık
oranları insanlığın önündeki sorunların büyüklüğünü
gözler önüne seren önemli bir kriterdir. Dünya Sağlık
Örgütü'nün (WHO) kayıtlarına göre, cinsel yoldan bulaşan
hastalıklar en çok rastlanan hastalık gruplarından birini
oluşturmaktadır; raporlar her yıl tahmini olarak 333
milyon yeni vakanın meydana geldiğini göstermektedir.
Bunlara ek olarak, AIDS büyük bir
sorun olma konumunu korumaktadır. WHO istatistikleri
bugüne kadar 18.8 milyon insanın bu hastalıktan hayatını
kaybettiği gerçeğini ortaya koymaktadır.
Dünya Sağlık Örgütü'nün AIDS ile ilgili
2000 yılı raporundaki şu ifadeler konuyu çok iyi özetlemektedir:
"AIDS sosyal, ekonomik ve demografik yapılar üzerindeki
yıkıcı etkisiyle benzersizdir."


Son yıllarda eşcinselliğin
kaydettiği hızlı artış ürkütücü gelişmelerden
biridir. Bu gelişmeler 14 asır önce Peygamberimiz
(sav)'in hadislerinde yer almıştır.


Ürkütücü gelişmeler arasında eşcinselliğin
yayılışı da oldukça dikkat çekicidir. Eşcinsellerin
bazı ülkelerde resmi olarak evlenebilmeleri, evliliğin
getirmiş olduğu sosyal haklardan istifade edebilmeleri,
dernek ve partiler kurmaları, dünya çapında yapılanmaları,
kutsal inançlara karşı gelmeleri, dini değerlere savaş
açmaları, Peygamberimiz (sav)'in döneminden bu yana
geçen on dört yüzyıllık süre zarfında sadece çağımıza
mahsus olaylardır.

Günümüzdeki eşcinsellerin bu cüret ve pervasızlıkları
eşcinselliği ile tanınmış Lut halkının başına gelenleri
düşündürmektedir. Kuran'da anlatıldığı gibi, Allah Hz.
Lut'un doğru yola davetine azgınlıkla karşılık veren
Lut şehri ve halkını büyük bir felaketle helak etmiştir.
Bu sapık toplumdan geri kalanlar halen bir ibret belgesi
olarak Lut Gölü'nün suları altında durmaktadır.

Ahir Zaman toplumlarındaki ahlaki dejenerasyonu
tasvir eden hadislerin bugünün dünyasında tam anlamıyla
ortaya çıktığı açık bir gerçektir.

Fuhşun utanma ve gizlemeye gerek duyulmaksızın,
açıkça yapılmasının bir kıyamet alameti olduğu hadiste
şöyle belirtilmiştir:


Fuhuş açık
olmadan... kıyamet kopmaz.

Ramuz-El Ehadis, 91/7

Toplumda evlilik dışı cinsel ilişkilerin
yaygınlaşmasının bir işaret olduğu da Peygamberimiz
(sav) tarafından şu şekilde dile getirilmiştir:


Zinanın çoğalması
kıyamet alametlerindendir.
Buhari,
Tecrid'i 1/16


Ahlaki değerlerin, utanma duygusunun
zayıflaması şöyle tasvir edilmiştir:

Kıyamet yaklaşınca...
kadınla yolun ortasında cinsel münasebette bulunacak
kadar haya ortadan kalkar.

Son Zamanlarla İlgili Hadisler,
s. 97


Hürriyet, 27 Temmuz 2001,
Milliyet, 14 Eylül 2000, Yeni Binyıl, 22 Ocak
2000, Milliyet, 13 Mayıs 2001, Milliyet, 16 Ekim
2000, Sabah, 22 Ocak 2001, Sabah, 30 Ocak 2000

Toplumlardaki ahlaki çöküntünün birer delili olan
benzer haberler her gün gazete sayfalarında yer
almakta ve pek çok insan tarafından normal karşılanmaktadır.


Çok ilginçtir son dönemde bazı ülkelerde birtakım TV kanallarında
gizli kamerayla çekilmiş fuhuş görüntüleri yayınlanmaktadır.
Yollarda insanlarla pazarlık yapan hayat kadınları herkesin
gözü önünde açıkça yol ortalarında fuhuş yapmaktadırlar.
Burada, hadiste kıyamet alameti olarak belirtilen bir
olay daha tam dikkat çekildiği şekilde ortaya çıkmış
ve milyonlarca insana bu olay gösterilmiştir. Hadisler
göstermektedir ki eşcinselliğin normal bir yaşam biçimi
olarak kabul edilmesi kıyamet öncesindeki dönemin önemli
bir belirtisidir:


Erkekler kadınlara
benzeyecek, kadınlar erkeklere benzeyecek.Ölüm-Kıyamet-Ahiret
ve Ahirzaman Alametleri, s. 451
Erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla yetindiklerinde...
kıyamet yaklaşmış olacaktır.

Ramuz-El Ehadis, 448/8;
Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s. 480

Hak Dinin ve Kuran Ahlakının
Terk Edilmesi Kıyamet alametleri
ile ilgili hadisler bizlere söz konusu işaretlerin baş
göstereceği dönemin ayrıntılı bir tasvirini sunmaktadır.
Peygamberimiz (sav)'in sözlerinden anlaşılmaktadır ki,
Ahir Zaman'ın birinci safhası dinin görünüşte uygulandığı,
fakat gerçekte Allah'ın dininin ve Kuran ahlakının neredeyse
tamamen terk edildiği bir dönemdir. Apaçık olan Kuran
ayetlerinin görmezlikten gelindiği, Allah adına hükümler
öne sürüldüğü, dinde ayrılığa düşüldüğü, ibadetlerin
gösteriş amaçlı yapıldığı, dinin çıkar ve menfaat sağlamak
için araç olarak kullanıldığı bir zamandır. İmanın bilgi
ve araştırmaya değil de taklitçiliğe dayalı olması da
bu dönemin bir özelliğidir. Bu devirde sözde Müslümanlar
çoğunlukta, hakiki alimler ve samimi Müslümanlar ise
azınlıktadır.

Peygamberimiz (sav) tarafından günümüzden
on dört yüzyıl önce bildirilen ve tamamı içinde bulunduğumuz
çağda eksiksiz yaşanan alametler şunlardır:

Kuran'da bildirildiğine göre, Peygamberimiz
(sav) ahiret günü kendi kavminin "Kuran'ı
terk edilmiş (bir kitap) olarak bıraktığını"
(Furkan Suresi, 30) ifade edecektir. Hadislerde de Ahir
Zaman'da Kuran'ın yol gösterici vasfının göz ardı edileceği,
Kuran'dan uzaklaşılacağı şöyle bildirilmiştir:

İnsanlara bir zaman gelir
ki Kuran-ı Kerim bir vadide, insanlar başka bir
vadide olurlar.

Son Zamanlarla İlgili Hadisler,
s. 23


İnsanlara
bir zaman gelecektir ki Kuran-ı Kerim'in yalnız
resmi, İslam'ın yalnız ismi kalacaktır. Onlar İslam'dan
en uzak insanlar oldukları halde İslami isimlerle
isimlenecekler, mescitleri görünüşte mamur olduğu
halde hidayet yönünden harap olacaktır.

Son Zamanlarla İlgili Hadisler,
s. 24

Cuma Suresi'nin 5. ayetinde, "Kendilerine
Tevrat yükletilip de sonra onu (içindeki derin anlamları,
hikmet ve hükümleriyle gereği gibi) yüklenmemiş olanların
durumu, koskoca kitap yükü taşıyan eşeğin durumu gibidir."
benzetmesi yapılmıştır. Kuşkusuz bu ayette Müslümanlar
uyarılmakta, aynı vahim hataya düşmemek için dikkatli
olmaları gerektiği hatırlatılmaktadır. Zira Kuran öğüt
alınması ve üzerinde düşünülmesi için indirilmiş bir
Kitap'tır.

Peygamberimiz (sav) Kuran'ın okunmasına
rağmen içerdiği bilgi ve hikmet üzerine düşünülmemesinin
Ahir Zaman'ın bir özelliği olduğunu şöyle ifade etmiştir:

Bundan sonra
birtakım, Kuran okuyan fakat okudukları dillerinde
kalan, kalplerine inmeyen insanların türeyeceği
bir zaman gelecektir.

Son Zamanlarla İlgili Hadisler,
s. 61


Enam Suresi'nin 26. ayetinde insanları
"Kuran'dan alıkoyanlara" dikkat çekilmektedir. Hadislerden
de sapkın fikir akımlarının, hak ve hakikatten uzak
sistemlerin kıyamet öncesinde, insanları Allah'ın yolundan
saptıracak büyük fitneler meydana getireceği anlaşılmaktadır.

Kıyamet önü
sıra karanlık geceler gibi fitneler vardır.

Ramuz-El Ehadis, 121/5


Kıyamete yakın
karanlık gecelerin parçaları gibi karışıklıklar
olacaktır. Bu karışıklıklar içinde kişi mümin olarak
sabahlayıp kafir olarak akşamlayacak, mümin olarak
akşamlayıp kafir olarak sabahlayacaktır.

Kur'an ve Sünnette Kiyamet
ve Ahiret, s. 155


Haram ve helal fiilleri Allah Kuran'da
eksiksiz olarak bildirmişken, dinde aslında olmayan
kuralların ve hükümlerin ortaya çıkması bir kıyamet
alametidir:


Haram olan
şeylerin helal sayılması... kıyamet alametlerindendir.

Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman
Alametleri, s. 454

Ahir Zaman'da alim olarak kabul edilen
bazı insanların gerçekte ikiyüzlü ve sahtekar olduklarını,
Peygamberimiz Hz. Muhammed şöyle haber vermiştir:


Ahir Zaman'da
kurt okuyucular olacak. Kim o zamana yetişirse,
şerlerinden Allah'a sığınsın. Onlar çok kokmuş insanlardır.
Riyakarlık (ikiyüzlülük) hakim olacak, riya (ikiyüzlülük)
ve gösterişten utanılmayacak.

Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s.
470


Alimler ilmi
sırf para kazanmak için öğrendiğinde... dini dünyalık
karşılığında sattıklarında... hükmü sattıklarında...
kıyamet yaklaşmış olacaktır.

Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s.
480


Ahir Zaman'da
öyle adamlar çıkacak ki, dinlerini dünya menfaatleri
karşılığında satacaklardır. Bunlar yumuşak görünmek
için koyun postuna bürünecekler, dilleri şekerden
tatlı, fakat kalpleri kurt kalbi gibi katı olacaktır.

Tirmizi, Zühd, 60

İslam'ın kurallarına gereken saygı
ve özeni göstermeyen, dini, kendi menfaatleri doğrultusunda
araç olarak kullanmaktan çekinmeyen insanların durumu
da şu şekilde anlatılmıştır:

Ümmetimin
son zamanlarında mescitlerini süsleyip kalplerini
harap bırakan, elbisesini sakınıp koruduğu kadar
dinini sakınıp korumayan, dünya işlerinin yolunda
gitmesi uğrunda dinini vasıta yapmağa aldırış etmeyen
birtakım insanlar türeyecektir.

Son Zamanlarla İlgili Hadisler,
s. 25


İyiliğin tavsiye edilmesi ve kötülüğün
önlenmesinin Allah'ın önemli bir emri olduğu bilindiği
halde yapılmaması da kıyametin yaklaştığının bir göstergesidir:

İyilik terk
edilip emredilmediğinde, kötülük işlenip alıkonulmadığında...
kıyamet yaklaşmış olacaktır.

Ölüm Kıyamet ve Diriliş,
s. 480 Kıyamet
yaklaşır, hayırlı işler azalır.

Kıyamet Alametleri, s.264


Samimi Müslümanların günahkarların baskısı
altında zayıf duruma düşmelerinin bir kıyamet alameti
olduğu hadiste şöyle bildirilmiştir:

(Kıyametin
bir alameti) Mescitler içerisinde günahkarların
seslerinin yükselmesi ve günahkarların dinin emrettiklerini
yerine getiren samimi müminler üzerine galip gelip
onlara tahakküm etmeleridir.

Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve
Ahirzaman Alametleri, s. 450

Peygamberimiz (sav)'in verdiği bir
haber de Ahir Zaman'da gerçek müminlerin neredeyse yok
denecek kadar az sayıda olmasıdır:


İnsanlara bir
zaman gelir ki camilerinde toplanıp namaz kılarlar.
Fakat aralarında mümin bulunmaz. Son Zamanlarla
İlgili Hadisler, s. 17

Samimi müminlerin inançlarını saklamaları
ve ibadetlerini gizli sürdürmelerinin hadisteki tasviri
şöyledir:


Dünyanın dört bir yanında
sırf iman ettikleri için öldürülen insanların
olacağı 1400 yıl önce hadislerde zikredilmiştir.


Bu gün sizin
aranızda münafıkların gizli yaşadıkları gibi bir
zaman gelir ki mümin olanlar da diğerlerinin arasında
gizli olarak dini hayatlarını sürdürmeye çalışırlar

Son Zamanlarla İlgili Hadisler,
s. 9

Cami ve mescitlerin sadece yol olarak
kullanılan mekanlara dönüşmesinin bir işaret olduğu
aşağıdaki hadiste haber verilmektedir:


Mescitler namaz
kılınmayıp gelip geçilen bir yol haline geldiği...
bir zaman gelmedikçe kıyamet kopmaz

Son Zamanlarla İlgili Hadisler,
s. 87

Ahir Zaman'da Kuran'ı Allah'ın rızasını
kazanmak için değil de kazanç elde etmek için okuyan
insanların da ortaya çıkacağı hadiste şöyle dile getirilmiştir:


Kim Kuran
okursa (mükafatını) Allah'tan istesin. Zira son
zamanlarda Kuran okuyup (mükafatını) insanlardan
isteyen birtakım insanlar türeyecektir.

Son Zamanlarla İlgili Hadisler,
s. 9

Kuran'ın sadece haz almak için adeta
bir şarkı gibi okunması (Allah'ı ve Kuran'ı tenzih ederiz) da bir işarettir:

Kuran-ı Kerim'in
şarkı söylercesine okunup haz duyulduğu, hatta kişi
alim olmadığı halde bu okuyuşundan dolayı itibar
gördüğü zaman...

Son Zamanlarla İlgili Hadisler,
s. 31

Müslüman olarak tanınan bazı
şahısların çarpık bir kader anlayışına sahip olmaları,
bazılarının da yıldızların geleceğe dair haber verdiğine
inanmaları Ahir Zaman'ın göstergelerindendir:

Ahir zamanda
ümmetim hakkında en çok endişe duyduğum: yıldızlara
(inanmak), kaderi yalanlamak...

Ramuz-El Ehadis, 1/1540


Yıldızlarla
geleceğe dair haberler almaya çalışmak da kıyamet
alameti olarak hadislerde haber verilmiştir.



Allah'ın ayetlerde kesin
olarak haram kıldığı faiz günlük yaşamın bir parçası
haline gelmiştir.


Faizin, Allah'ın haram kıldığı bir
fiil olmasına rağmen alenen uygulanmasının bir alamet
olduğu hadiste şöyle belirtilmiştir:

Kıyamet alametlerindendir:..
faizin aşikar olması.

Ramuz-El Ehadis, 448/8
İnsanlar üzerine öyle
bir zaman gelir ki, faiz yemeyen adam kalmaz.
Onu yemese bile kendisine tozu isabet eder.Ramuz-El Ehadis,
360/8, 503/7


Hac ibadetinin yapılış amacının
gezmek, ticaret yapmak, gösteriş yapmak veya dilenmek
olması Ahir Zaman'ın bir diğer belirtisidir:


İnsanlar üzerine
bir zaman gelir ki zenginler tenezzüh (seyahat)
için, orta halliler ticaret için, onların kurraları
(alimleri) riya ve gösteriş için, fakirleri ise
dilenmek için hac ederler.

Ramuz-El Ehadis, 503/8


Sosyal Bozulma

Günümüz insanlarının karşı karşıya
olduğu önemli bir sorun toplumun temelini oluşturan
sosyal yapılardaki bozulmadır. Toplumsal çöküş değişik
şekillerde kendini göstermektedir. Dağılmış aileler,
boşanmalardaki artış ve gayrimeşru çocuklar aile kurumundaki
tahribatın doğal sonucudur. Stres, huzursuzluk, mutsuzluk,
endişe ve kaos pek çok insanın hayatını adeta bir kabusa
dönüştürmektedir. Manevi boşluk içindeki insanlar bunalımlarına
çare ararken alkol ve uyuşturucu bataklığına düşmekte
veya karanlık yollara girmektedir. Çözüm yolu kalmadığını
düşünen bazıları da intiharı bir kurtuluş zannetmektedirler.


"Ahir Zaman" olarak adlandırılan
dönem, toplumsal yozlaşmanın en ileri boyutlara
ulaştığı dönemdir. Toplumun temelini oluşturan
sosyal yapılarda büyük bir bozulma gözlemlenmektedir.
Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde bugün yaşanan
toplumsal çöküşle ilgili çok açık işaretler yer
almaktadır.

Toplumsal yozlaşmanın en çarpıcı göstergelerinden
birisi de yasalara aykırı davranışlardaki büyük artıştır.
Suç oranlarındaki artış konunun uzmanlarını dahi hayrete
düşüren boyutlara ulaşmıştır. Birleşmiş Milletler Uluslararası
Suç Önleme Merkezi'nin hazırladığı "Evrensel Suç ve
Adalet Raporu" tüm dünya ülkelerini kapsayan şu genellemeleri
içermektedir:

Ortalama olarak, suç oranları 1980'lerde
olduğu gibi, 1990'larda da yükselmeye devam etmektedir.

Dünyanın neresi olursa olsun, beş yıllık
bir periyotta, büyük şehirlerin sakinlerinin üçte ikisi
en az bir kere suç sayılan fiillerin hedefi olmaktadır.

Evrensel olarak ciddi suçlara hedef olma
olasılığı (soygun, cinsel suçlar, saldırı) beşte birdir.

Bölge ayrımı olmaksızın, gençler kategorisindeki
mülkiyete yönelik suçlar ve şiddet suçlarının her ikisi
de ekonomik problemler ile ilgilidir.

Son yıllarda yasadışı
uyuşturucu madde türleri sayıca artmış ve nitelik olarak
da çeşitlenmiştir.

Aslında söz konusu olaylarda şaşılacak
bir durum yoktur. Böyle bir sosyolojik gelişmenin nedenleri
Kuran'daki geçmiş toplumların kıssalarında açıkça anlatılmaktadır.
Sosyal dejenerasyon ve buna bağlı olarak ortaya çıkan
her türlü sorun insanların Allah'ı ve yaratılış amaçlarını
unutmalarının, hak dinden ve manevi değerlerden uzaklaşmalarının
kaçınılmaz bir sonucudur.

Toplumsal bozulmanın unsurları
aynı zamanda Peygamberimiz (sav)'in on dört yüzyıl önce
haber verdiği, günümüzde de eksiksiz olarak ortaya çıkan
gelişmelerdir. Hz. Muhammed (sav)'in "insanların ihtilaf
ve içtimai (sosyal) sarsıntılar içinde bulundukları
zaman" (Ramuz-El Ehadis, 7/7) olarak tanımladığı Ahir
Zaman'ın ilk devresi ile ilgili hadisler şöyledir:

[align=justify]Hadislerden anlaşılmaktadır
ki, toplumda kötü insanların çoğalması, güvenilir kabul
edilen bazı insanların gerçekte yalancı, yalancı olarak
tanınan bazılarının da gerçekte güvenilir kişiler olması
Ahir Zaman'ın bir özelliğidir:


İnsanlar üzerine
aldatıcı seneler gelecek. O senelerde... haine itimat
edilecek, doğru kişi hain sayılacak.

Ölüm Kıyamet ve Diriliş,
s. 476 Kötülerin
çoğaldıkça çoğalması, yalancıların doğru kabul
edilip doğruların yalancı sayılması, hainlerin
güvenilir, güvenilir kimselerin hain sayılması...
kıyamet alametlerindendir.

Son Zamanlarla İlgili
Hadisler, s. 92


Dünyada alçak
oğlu alçak kimseler insanların en mutlusu oluncaya
kadar kıyamet kopmayacaktır.

Tirmizi, Fiten, 37


Asabi, 10 Ocak 2000,
Akşam, 22 Ocak 2001, Akit, 4 Nisan 2001, Akit,
17 Mart 2001, Milli Gazete, 13 Haziran 2000, Yeni
Yüzyıl, 27 Haziran 1997, Akit, 19 Ekim 2000, Radikal,
21 Şubat 2001, Yeni Mesaj, 30 Nisan 2000

Gazetelerde yer alan ve toplumdaki ahlaksızlıkların
dolayısıyla kötü insanların sayısının arttığını
kanıtlayan bu gibi haberler Ahir Zaman'ın da habercisidirler.


Dinimizin kurallarına ve kanunlara uygun elde edilmiş
kazanç ile güvenilir insanların az bulunacağı hadiste
şöyle belirtilmiştir:

Ahir Zaman'da
ümmetim içerisinde en az bulunacak şey helal para
ve kendisine güvenilir arkadaştır.

Suyuti, Camiü's-Sagir,
2/71

Gerçek şahitliğin gizlenmesi,
yalancı şahitliğin ve iftiranın ise yaygınlaşması bir
alamettir:


Kıyametten
hemen önce... yalancı şahitlik yaygınlaşır, hakka
şahitlik ise gizlenir.

Ramuz-El Ehadis, 1/121
İftiranın yaygınlaşması
kıyamet alametlerindendir.

Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve
Ahirzaman Alametleri, s. 450


Pek çok toplumda tek üstünlük kriterinin
zenginlik olması, saygının kişinin zenginliğine endeksli
olmasının bir kıyamet alameti olduğu şöyle bildirilmiştir:


Zengine itibar edilip
kendinden daha üstün kişiler ona ayağa kalktıklarında
ve ona selam verdiklerinde... kıyamet yaklaşmış demektir.

Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s.
480-481


İnsanlar arasındaki sosyal ilişkilerin
bozulmasının da bir işaret olduğu hadislerdeki tasvirlerden
anlaşılmaktadır:


Selam halka
değil de özel insanlara verilinceye... kadar kıyamet
kopmaz.

Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve
Ahirzaman Alametleri, s. 470
Kişinin yalnız tanıdıklarına selam vermesi... kıyamet
alametlerindendir.

Ramuz-El Ehadis, 121/4


Sorumluluğun işin ehli olmayanlara
verilmesinin sonuçları da aşağıdaki hadiste şöyle vurgulanmaktadır:


İş ehil olmayana
verilince, artık kıyameti bekle!

Zebidi, Tecridi Sarih,
12/201

Türkiye, 24 Mayıs 2001,
Posta, 16 Şubat 2001

Ahir Zaman'ın en önemli özelliklerinden biri de
insanlar arasında sevgi ve saygının kalmamasıdır.
Sokakta yere yığılmış hasta bir kişiye kimsenin
yardım etmemesi günümüzde sık rastlanılabilen
bir durumdur.


Aile, akraba ve komşuluk ilişkilerinin
bozulması, fertler arasındaki sosyal ve manevi değerlerin
kaybolması bu dönemin başka bir özelliğidir:


Akit, 19 Ekim 2000, Akşam,
26 Haziran 1999, Milli Gazete, 5 Ocak 2001, Sabah,
23 Mart 2001

Son dönemdeki ahlaki çöküşü belgeleyen küpürler.


Kişinin annesine isyan
etmesi, babasına sıkıntı vermesi...

Tirmizi, Fiten, 38
Kıyametten hemen önce...
akraba ile ilişkiler kesilir.

" Ramuz-El Ehadis, 448/7


Komşular arasında
geçimsizliğin yaygın hale gelmesi kıyamet alametlerindendir.

Son Zamanlarla İlgili
Hadisler, s. 86


Gençlerin sinirli olmaları,
çocuklar ile yetişkin insanlar arasındaki sevgi ve saygı
ilişkilerinin bozulması hadislerde şöyle anlatılmıştır:


Büyükler küçüklere
merhamet etmediklerinde, küçükler de büyüklerine
saygı göstermediklerinde... çocuk öfkeli olduğunda...
kıyamet yaklaşmış olacaktır.

Ölüm Kıyamet ve Diriliş,
s. 480


Hadisler göstermektedir ki, aile
kurumundaki bozulmaya bağlı olarak boşanmaların ve evlilik
dışı çocukların çoğalması Ahir Zaman toplumlarının bir
niteliğidir.


Akit, 16 Şubat 2001

Aile yapısındaki bozulma, insanlar arasındaki
iletişimsizlik, ilişkilerin sevgi ve saygıya değil
de çıkara ayarlı olması, yalnız insanların artması
gibi sorunlar Ahir Zaman toplumlarının ortak özelliklerindendir.
Hadislerde haber verilen bu bozulmalar kıyametin
yaklaştığının anlaşılması ve Allah'a yönelip dönülmesi
için birer ibret vesilesidir.


Boşanmaların çoğalması...
kıyamet alametlerindendir.

Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve
Ahirzaman Alametleri, s. 455 Kıyamet
yaklaşınca... gayri meşru çocuklar çoğalır.

Ramuz-El Ehadis, 33/7


Materyalist felsefe ve dünya görüşlerinin
etkisiyle insanların ahireti unutmaları, dünyaya büyük
bir hırsla bağlanmaları kıyamet öncesindeki dönemin
bir vasfıdır:

İnsanlarda
cimrilik ve hırs artacak.

Müslim, İmare, 176; İbni
Mace, Fiten, 24 Kıyamet
yaklaştı. Halbuki insanlar dünyaya karşı ancak
hırslarını arttırıyorlar, Allah'tan da uzaklaşıyorlar.

Suyuti, Camiü's-Sagir,
2/57


Birbirlerine kaba sövgü ve küfürlerle
hitap eden insanların durumu hadiste şöyle ifade edilmiştir:

Son zamanlarda
türeyen, birbirleriyle karşılaştıkları zaman selamları
lanetleşmeden ibaret olan sarhoş ve asi bir nesil
(ortaya çıkmadıkça)...

Son Zamanlarla
İlgili Hadisler, s. 54


Bu dönemin başka bir özelliği de
dedikodu ve alayın büyük rağbet görmesidir:


Dedikoducuların,
gıybetçilerin ve alaycıların artması kıyamet alametlerindendir.

Son Zamanlarla İlgili Hadisler,
s. 93


Dalkavukların toplum içinde itibar
görmeleri de şöyle haber verilmiştir:


Bazı dedikodu dergileri


Kıyamet yaklaşınca...
o devrin en itibarlıları yaltaklık ve dalkavukluk
yapanlardır.

Son Zamanlarla İlgili
Hadisler, s. 97 Sığırların
dilleriyle yalayarak yediği gibi, dilleriyle geçimlerini
temin eden birtakım insanlar ortaya çıkmadıkça
kıyamet kopmaz.

Son Zamanlarla İlgili
Hadisler, s. 101


Güneş, 22 Ocak 2000, Milli
Gazete, 30 Temmuz 2001


Ahir Zaman'da sık karşılaşılan bir durum da ticaret hayatında
sahtekarlığın ve rüşvetin olağan hale gelmesidir:

Kıyamet yaklaşınca...
ölçü ve tartılarda hile yapılır.

Ramuz-El Ehadis, 33/7
Rüşvetlerin alınması...
kıyamet alametlerindendir.

Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve
Ahirzaman Alametleri, s. 454


Peygamberimiz (sav) Ahir Zaman'da
cinayetlerin artışını şöyle bildirmiştir:

Cinayetler
artmadıkça... kıyamet kopmaz.

Ölüm Kıyamet ve Diriliş,
s. 468


Yeni Mesaj, 17 Haziran
2001, Hürriyet, 27 Mart 2001, Asabi, 16 Mayıs
2001, Takvim, 13 Ocak 2001, Hürriyet, 21 Haziran
2001

Cinayetlerdeki dikkat çekici artış da hadislerde
haber verilen alametlerdendir.


Bilim ve Teknoloji

Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) bilindiği
gibi, günümüzden on dört yüzyıl önce yaşamıştır. Tarihi
kaynaklar Arap toplumunun, Kuran'ın tebliğ edildiği
dönemde, evren ve doğa üzerine herhangi bir inceleme
yapabilecek teknolojiye sahip olmadığını göstermektedir.
Bu tespit şu anlama gelmektedir ki, Peygamberimiz (sav)'in
yaşadığı dönem ile günümüzün bilim ve teknoloji düzeyi
arasında kıyas kabul etmez bir farklılık vardır. Aslında
bu ayrılık 20. yüzyılın başı ile 21. yüzyılın başı arasında
bile oldukça büyüktür. Bundan birkaç on sene önce isimleri
bile telaffuz edilmeyen bazı teknolojik yeniliklerin
bugünün vazgeçilmez unsurları olması buna canlı bir
delildir.

Bu devasa farklılıklara rağmen Peygamberimiz
(sav) 7. yüzyılda, geleceğe yönelik bazı haberler vermiştir.
İlerleyen sayfalarda da Ahir Zaman'daki bilim ve teknoloji
ortamını tasvir eden söz konusu hadisler incelenecek,
Peygamberimiz (sav)'in on dört yüzyıl önce verdiği haberlerin
günümüzde aynı şekilde gerçekleştiği gözler önüne serilecektir.

TIP TEKNOLOJİSİ:

Uzun yaşamak çağlar boyunca insanların
belli başlı hedefleri arasında yer almıştır. Bu uğurda
büyük bir çaba harcanmıştır. Konuyla ilgili olarak,
Hz. Muhammed (sav) de Ahir Zaman'daki gelişmeleri haber
verdiği bir hadisinde şunları söylemiştir:

Onun zamanında...
ömürler uzayacaktır.

El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil
Mehdiyyil Muntazar, s. 43


Sabah, 10 Şubat 2001,
Radikal, 3 Mayıs 2000, Radikal, 1 Eylül 2000,
Gözcü, 19 Mayıs 2001, Hürriyet, 4 Kasım 1999

Bu küpürlerde yer alan bilimsel gelişmeleri Peygamber
Efendimiz 1400 yıl öncesinde Ahir Zaman alameti
olarak haber vermiştir.

Peygamberimiz (sav)'in
verdiği bu haberin üzerinden on dört asır geçmiştir.
Kayıtlar geçen bu zaman aralığında, ortalama yaşam süresinin
içinde bulunduğumuz çağda diğer tüm dönemlerden daha
fazla olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Hatta 20.
yüzyılın başları ile sonları arasında dahi büyük bir
fark vardır. Örneğin 1995 yılında doğmuş olan bir çocuğun
1900'lerde doğmuş birisine göre ortalama 35 yıl daha
uzun yaşayacağı tahmin edilmektedir.
Bu konudaki çarpıcı bir başka örnek de
geçmişte 100 seneden fazla yaşayan insanların oldukça
nadir, günümüzde ise çok sayıda olmasıdır.

Birleşmiş Milletler Nüfus
Departmanı kaynaklarına göre, son birkaç yılda dünya
nüfusu yüksek ölüm oranlarından düşük ölüm oranlarına
doğru dikkate değer bir geçiş devresindedir. Demografik
devrim olarak nitelenen bu gelişmenin merkezinde de
yaşlıların sayıca ve oranca artışı yer almaktadır. Böylesine
hızlı ve geniş ölçekli bir gelişmenin uygarlık tarihinin
hiçbir döneminde görülmediği de aynı kaynakta vurgulanmaktadır.

Şüphesiz yaşam süresindeki bu artış sebepsiz
değildir. Tıp teknolojisinin ilerlemesine bağlı olarak
sağlık hizmetlerindeki gelişme insanların böyle bir
nimete kavuşmasına olanak sağlamıştır. Bunlara ek olarak,
genetik bilimindeki gelişmeler ve halen büyük bir hızla
ilerlemekte olan İnsan Genomu Projesi sağlık alanında
yepyeni bir dönem başlatmak üzeredir. Bu ilerlemeler
geçmiş zamanlarda yaşayan insanların hayal bile edemeyeceği
bir boyuttadır. Tüm bu gelişmelere dayanarak şunu söylemek
mümkündür: Yaşadığımız çağın insanları yukarıdaki hadisin
haber verdiği uzun ve sağlıklı hayat standardını yakalamışlardır.

EĞİTİM:


Teknolojik imkanlardan
faydalanılarak yürütülen çalışmalar ile okur-yazar
oranı günümüzde %80'lere ulaşmıştır.


20. ve 21. yüzyılı geçmiş yüzyıllardan
ayıran önemli bir özellik de okuryazarlık oranlarında
kaydedilen ilerlemedir. Geçmiş dönemlerde okuryazarlık
toplumun belirli bir kesiminin sahip olduğu bir imtiyaz
statüsünde kalmıştır. 20. yüzyılın sonlarına doğru ise
başta UNESCO olmak üzere, hükümetler ve sivil toplum örgütleri
dünya genelinde kampanyalar düzenlemişlerdir. Bu eğitim
seferberliği, teknolojik yeniliklerin de insanlığın hizmetinde
kullanılmasıyla birlikte günümüzde meyvelerini vermektedir.
UNESCO'nun 1997 yılında yayınlanan raporuna göre, dünya
nüfusunun %77.4'ü okur-yazar konumundadır.



Kıyametin yaklaşmasına
doğru... okuryazar çoğalır.

Son Zamanlarla İlgili Hadisler,
s. 93; Ramuz-El Ehadis, 1/121


Bu rakam kuşkusuz, geçen on dört yüzyıl
içindeki en yüksek orandır. Aynı zamanda da Peygamberimiz
(sav)'in hadislerinde haber verdiği Ahir Zaman toplumlarının
bir niteliğidir:

İNŞAAT TEKNOLOJİSİ:

Peygamberimiz (sav)'in haber verdiği,
içinde bulunduğumuz dönemin ileri teknolojik koşullarını
tasvir eden bir işaret de yüksek binaların inşa edilmesidir.

Yüksek yüksek
binalar inşa edilmedikçe... kıyamet kopmaz.

Ölüm Kıyamet ve Diriliş,
s. 468 Şu hadiseler
meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır... Yüksek
binalar yapmada insanlar birbirleriyle yarışacak.

Buhari, Fiten, 25; Ahmed
bin Hanbel, Müsned, 2/313


Yüksek binalar ve inşaat
teknolojisindeki yarış, içinde bulunduğumuz dönemi
tasvir eden hadislerde 14 asır önce haber verilmiştir.



Mimarlık ve mühendislik tarihine baktığımızda görürüz
ki, yüksek katlı binalar 19. yüzyılın sonlarında inşa
edilmeye başlanmıştır. Teknolojinin ilerlemesi, çeliğin
yaygınlaşması ve elektrikli asansörlerin kullanılması
gökdelen olarak tabir edilen yapıların inşaatına hız kazandırmıştır.
Gökdelenler 20. ve 21. yüzyıl mimarisinin önemli bir parçası
olmuş, günümüzde de birer prestij sembolü haline gelmiştir.
Hadiste belirtilen, insanların yüksek binalar yapma yarışı
da ülkelerin daha yüksek gökdelenler yapabilmek için büyük
bir rekabet ve yarış içerisine girmeleriyle tam olarak
gerçekleşmiştir.


ULAŞIM
TEKNOLOJİSİ:
Tarih boyunca ulusların zenginlikleri ve güçleri, sahip oldukları
ulaşım teknikleri ile doğrudan doğruya bağlantılı olmuştur.
Etkili ulaşım sistemlerini kuran toplumlar kalkınma
atılımlarını gerçekleştirmişlerdir.

Peygamberimiz (sav) de Ahir Zaman'ın özelliklerini
anlatırken, ulaşımın gelişeceğini şöyle ifade etmiştir:


Şu hadiseler
meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır... Zaman
kısalacak ve vasıtalarla mesafeler kısalacak.

Buhari, Fiten, 25; Ahmed
bin Hanbel, Müsned, 2/313

Yukarıdaki hadisin son bölümündeki
mesaj oldukça açıktır. Ahir Zaman'da yeni araçlarla
uzak mesafelerin kısa hale geleceği bildirilmiştir.
Yaşadığımız yüzyılın sesten hızlı uçakları, trenleri
ve diğer gelişmiş ulaşım araçlarıyla, eski dönemlerde
aylar süren yolculuklar şimdi birkaç saat içinde, üstelik
çok daha güvenli, rahat ve konforlu bir biçimde yapılabilmektedir.
Hadisin işareti de bu şekilde gerçekleşmektedir.


20. ve 21. yüzyılda
teknoloji oldukça yüksek bir seviyeye ulaşmıştır.
Özellikle ulaşım teknolojisi, mimarlık ve diğer
mühendislik kollarında mükemmel sonuçlara ulaşılmıştır.


Son teknolojik ürünlerden
hızlı otomobil.


Günümüzün ileri teknoloji ürünü ulaşım
araçlarına Allah Kuran'da şu şekilde işaret etmiştir:


Onlara binmeniz ve süs için atları,
katırları ve merkepleri (yarattı). Ve daha sizlerin bilmediğiniz
neleri yaratmaktadır. (Nahl Suresi, 8)

Yukarıda verdiğimiz hadisin birinci bölümündeki
"zaman kısalacak" ifadesine de bu değerlendirme ışığında
bakmak yerinde olacaktır. Açıktır ki, Peygamberimiz
(sav) Ahir Zaman'da işlerin diğer dönemlere oranla daha
kısa zaman dilimlerinde tamamlanacağını bu şekilde ifade
etmiştir. Gerçekten de bilimin ilerlemesi her işin çok
daha kısa sürelerde yapılmasına ve çok daha mükemmel
sonuçlar elde edilmesine imkan tanımaktadır. Benzer
başka bir hadis de bu görüşümüzü doğrulamaktadır:

Zaman kısalıp
sene ay, ay hafta, hafta gün, gün saat, saat de
ateş tutuşturacak kadar az bir zaman olmadıkça kıyamet
kopmaz.

Son Zamanlarla İlgili
Hadisler, s. 95

Örneğin asırlar önce kıtalar arasında
haftalar alan haberleşme şu anda internet ve iletişim
teknolojileriyle saniyeler içerisinde tamamlanmaktadır.
Geçmişin kervanları ile aylar süren seyahatler sonucu
ulaşılabilen eşyaları, günümüzde anında temin etmek
mümkündür. Çok değil, daha birkaç yüzyıl önce tek bir
kitabın yazılması için geçen sürede bugün milyarlarca
kitap basılabilmektedir. Temizlik, yemek pişirme, çocuk
bakımı gibi gündelik işler, "teknolojik" aletlerin
yardımıyla vakit almaktan çıkmıştır.


Hürriyet, 9 Ekim 1999,
Hürriyet, 3 Mayıs 2001

Her işin daha kısa sürede yapılmasını sağlayan
bazı teknolojik aletler.


Bu örnekler rahatlıkla çoğaltılabilir.
Elbette burada üzerinde durulması gereken Peygamberimiz
(sav)'in 7. yüzyılda haber verdiği kıyamet işaretlerinin
günümüzde aynen gerçekleşmesidir.

Hadislerde bildirilen diğer bir alamet
olan Ahir Zaman'da "ticaretin yaygınlaşması" (Ölüm Kıyamet
ve Diriliş, s. 473) da ulaşımdaki ilerlemelere paralel
olarak tam anlamıyla gerçekleşmiş durumdadır. Gelişmiş
ulaşım araçları tüm dünya ülkelerinin kendi aralarında
yoğun ticari ilişkiler kurmalarına ortam hazırlamıştır.

HABERLEŞME TEKNOLOJİSİ:

Peygamberimiz (sav)'in verdiği haberler
arasında oldukça dikkat çeken bir bilgi de günümüzün
iletişim teknolojisine işaret eden hadislerdir. Mucize
niteliğine sahip bu haberlerden birisi şöyledir:


Kişiye kamçısının
ucu konuşmadıkça... kıyamet kopmaz.

Ölüm Kıyamet ve Diriliş,
s. 471


Bu hadis dikkatli bir şekilde değerlendirildiğinde,
içinde gizlenen hakikatler anlaşılabilir. Kamçı bilindiği
gibi, eski çağlarda özellikle at, deve gibi binek hayvanlarını
sürerken yaygın olarak kullanılmış bir araçtır; hadis
incelendiğinde Peygamberimiz (sav)'in bir benzetme yaptığı
ortaya çıkmaktadır.

Günümüzde yaşayan insanlara yönelik
şöyle bir soru hazırlayalım: "Kamçının şekline benzetebileceğimiz
ve konuşan nesne nedir?"

Tek bir tuş ile binlerce
kilometre öteye sesi ve görüntüyü taşıyan teknoloji
rivayetlerle şaşırtıcı bir şekilde paralellik
göstermektedir.


Bu sorunun en mantıklı cevabı telsiz, cep
telefonu veya benzeri iletişim araçları olacaktır.

Cep telefonu veya uydu telefonu gibi kablosuz
iletişim araçlarının çok kısa bir geçmişi olduğunu göz
önünde bulundurursak, Peygamber Efendimizin 1400 yıl
önce yaptığı tasvirin de ne kadar hikmetli olduğu anlaşılacaktır.

Kıyamet öncesi zaman diliminin içinde bulunduğumuza
dair bir haber daha böylece tecelli etmiştir.

Peygamberimiz (sav)'e ait başka bir rivayette
de haberleşme teknolojisinin gelişimine şöyle işaret
edilmektedir:

Kişiye (kendi)
sesi konuşmadıkça... kıyamet kopmaz.

Ölüm Kıyamet ve Diriliş,
s. 471


14 asır önce, "kişiye
kendi sesinin konuşması" olarak tarif edilen ses
kaydı ve sesin dinlenmesine imkan tanıyan teknoloji
hadislerde haber verilen alametlerden biridir.
Yukarıda günümüz teknolojisinin ürünlerinden bir
müzik sistemi görülüyor.

Hadisteki mesaj oldukça açıktır: Kişinin
kendi sesini duymasının Ahir Zaman'ın bir özelliği olduğu
belirtilmektedir. Şüphesiz insanın kendi sesini işitebilmesi
için öncelikle sesini kayıt etmesi ve sonra da dinlemesi
gerekmektedir. Ses kayıt ve reprodüksiyon teknolojisi
de 20. yüzyılın bir ürünüdür; bu gelişme bilimsel bir
dönüm noktası olmuş, haberleşme ve medya sektörlerinin
doğmasına yol açmıştır. Ses kaydı özellikle bilgisayar
ve lazer teknolojilerindeki son gelişmelerle mükemmele
ulaşmış durumdadır.

Son yıllarda keşfedilen
tüm iletişim araçları Ahir Zaman'da yaşadığımız
gerçeğini bir kez daha akla getirmektedir.


Kısacası, günümüzün elektronik aletleri,
mikrofonları ve hoparlörleri sesin kaydedilmesi ve dinlenmesine
imkan sağlamakta ve bizlere yukarıdaki hadisin verdiği
haberin tecelli ettiğini göstermektedir.

Ahir Zaman'ı tasvir eden hadislerdeki haberleşme
teknolojisine işaret eden haberler yukarıdakilerle sınırlı
değildir. Konuyla ilgili diğer hadislerde de oldukça
dikkat çekici işaretler yer almaktadır:


O günün alameti:
Semadan (gökyüzünden) bir el uzanacak ve insanlar
ona bakacak ve göreceklerdir.

El Kavlul Muhtasar Fi
Alamatil Mehdiyyil Muntazar, s. 53
O günün alameti semada (gökyüzünde)
uzatılmış ve insanların kendisine bakıp durduğu
bir el'dir.

Kitabül Burhan Fi Alametil
Mehdiyyil Ahir Zaman, s. 69


Yukarıdaki hadislerde belirtilen
"el"in mecazi bir anlamı olduğu açıktır.

Uydular ile her türlü
yayın, anında istenilen yere ulaştırılabilmektedir.
Bu olağanüstü olay da Peygamber Efendimizin 1400
yıl önceden bildirdiği alametlerdendir.



İnsanların baktıklarında görebilecekleri
bir nesne geçmiş dönemler için fazla bir anlam taşımamaktadır.
Ancak bugünün dünyasının vazgeçilmez bir parçası olan
televizyon, kamera ve bilgisayar gibi cihazlar hadislerde
tarif edilen olaya tam olarak açıklık getirmektedir.
Yani bu hadiste geçen "el" ifadesi, güç anlamında kullanılmıştır.
Ve gökten dalgalar halinde gelen görüntülere yani televizyona
işaret ettiği anlaşılmaktadır.

Konuyla ilgili diğer rivayetler de oldukça
ilgi çekicidir:


Semadan (gökyüzünden)
bir ses onu ismiyle çağıracak ve doğuda, batıda...
olan bile bu sesi duyacak...

El Kavlul Muhtasar Fi
Alamatil Mehdiyyil Muntazar, s. 54-55
Bu ses bütün yeryüzüne yayılacaktır,
her kavim kendi dilinden duyacaktır.

Kitabül Burhan Fi Alametil
Mehdiyyil Ahir Zaman, s. 51


Semadan (gökyüzünden)
bir ses ki herkes bunu kendi lisanında işitir.

Kitabül Burhan Fi Alametil
Mehdiyyil Ahir Zaman, s. 37


Bu hadisler bütün yeryüzünde duyulacak
ve her toplumun kendi lisanlarında işitecekleri bir
sesten bahsetmektedir; bu şekilde radyo, televizyon
ve benzeri haberleşme vasıtalarına işaret edildiği açıktır.
Daha yüz yıl önce hayal edilemeyen bir gelişmeyi Peygamberimiz
(sav)'in 1400 sene önce haber vermesi de bir mucizedir.

Bediüzzaman Said Nursi
de sözü edilen hadisleri yorumlamış; bunların radyo,
telefon gibi haberleşme vasıtalarını mucizevi bir şekilde
haber verdiğini belirtmiştir.24

Görüntülü telefonlar,
televizyonlar, uydu ve internet teknolojisi gibi gelişmeler hakkındaki
hadislerden bir diğeri de şu şekildedir:


Hz.
Mehdi (as)’ın zamanında, doğudaki bir Müslüman batıdaki Müslüman
kardeşini görebilecek, batıdaki de doğudakini görebilecek.

(Bihar-ül Envar, cilt: 52, sayfa 391)


İşler ehline [Hz.
Mehdi’ (AS)ye] emanet edildiğinde Yüce Allah onun için dünyanın en
alçak bölümünü yükseltecek, en yüksek yerleri de alçaltacak. ÖYLE Kİ,
TÜM DÜNYAYI AVUCUNUN İÇİNİ GÖRDÜĞÜ GİBİ GÖRECEK. İçinizden hanginizin
avucunun içinde bir saç teli olsa onu göremez?

(Bihar-ül Envar, 5.cilt, s. 328)


Hadiste ahir zamanda yaşanacak
teknolojik gelişmelere ve görüntü aktarım sistemlerine dikkat
çekilmiştir. Görüntülü telefonlar, televizyonlar, uydu ve diğer
haberleşme sistemleri vesilesiyle insanlar artık dünyanın herhangi bir
yerinde bulunan dostları ile kolayca görüşebilmektedirler. Peygamberimiz
(sav) bu teknolojik gelişmeyi 1400 yıl önce bizlere haber vermiştir.


Bu dönemde yönetici konumunda olan kişiler haberleşmeyi ve
bilmedikleri konuları araştırıp öğrenmeyi ellerindeki avuç içi
bilgisayarlar ve bilgisayarlı telefonlarla gerçekleştireceklerdir:


İmam
Caferi Sadık aleyhisselam’ın oğlu Muhammed’in nakline göre İmam
aleyhisselam şöyle buyurdu: "KAİM ALEYHİSSELAM (HZ. MEHDİ (AS)) KIYAM
ETTİĞİNDE her memlekete bir sefir gönderecek ve her bir sefire şöyle
buyuracak. “SENİN AHDİN ELİNDEDİR. Anlamadığın bir durumla karşılaşır
ve hüküm vermekte zorlanırsan ELİNE BAK VE ELİNDE YAZANI UYGULA."...

(Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 381)


Hadiste Hz Mehdi (as) döneminde
yönetici konumunda olan kişilerin haberleşmek, bilgi almak ya da
bilmedikleri konuları araştırıp öğrenmek amacıyla avuç içi
bilgisayarlardan ve bilgisayarlı telefonlardan yararlanacaklarına dikkat
çekilmiştir. Bu kutlu dönemde teknolojinin en üst düzeye ulaşacağı,
insanların kendilerine gelen haberleri ve bilmeyip de öğrenmek
istedikleri konuları ellerindeki avuç içi bilgisayarların ya da
bilgisayarlı telefonların tuşlarına basarak bu teknolojik aletlerin
ekranlarından görüp anlayacakları hadisten anlaşılmaktadır.

YAĞMUR BOMBASI

Müslim'in Nüvvas b. Sem’an’dan nakl ettiği bir hadisde şöyle varit olmuştur:


"Göğe emredip yağmur yağdıracak...”"(Kıyamet alametleri baskı 10 sf. 219


Resimde Kansas’ta uçaktan gümüş iyodür dumanı püskürterek gerçekleştirilen bir bulut tohumlama işlemi görülmektedir.

(Kaynak: National Geographic sitesi)

Hadiste ahir zamanda istenildiği zaman yağmur
yağdırılabilecek yöntemler geliştirileceği bildirilmiştir. Nitekim
günümüzde bu yöntemler kullanılmaktadır. Yağmur bombası veya bulut
tohumlama olarak bilinen bu yöntem şöyle uygulanmaktadır:


"Yağmur bombası, çok soğuk bulutlara, buz kristalleri
saçarak yağmur ve kar şeklinde yağışın sağlanmasıdır. Çok soğuk bulutlar
sıkça görülür. Bunlar 0°C’nin altında veya hatta -40°C’nin altında
bulunan çok küçük su damlacıklarından ibarettir. Böyle bir buluta buz
kristallerinin atılması şartları değiştirir. Kristaller suya göre daha
düşük buhar basıncına sahip olduğu için, su damlacıklarının
buharlaşmasına sebep olurlar. Daha sonra bu nem, buz kristallerinin
üzerinde yoğunlaşır. Böylece, buz kristallerinin büyüklüğü aşağı
düşerken sürekli artar. Bu şekildeki bulut tohumlaması, yüksek
seviyelerde buz kristallerinin oluşması ile tabii olarak meydana gelir.
Buz kristallerinin buluta düşmesi veya atmosferdeki buzlaşmış tozların
bulunması olayı tamamlar. Sun’i bulut tohumlaması havadan veya yerden
yapılabilir. Bir uçak kullanılarak, bulutların içine katı karbondioksit
(kuru buz) tanecikleri saçılır. Sıcaklıkları çok düşük olduğu için bu
taneciklerde çok miktarda buz kristalleri vardır."

Bu yöntemin günümüzde sık kullanıldığı yerlerden biri
Kanada’dır. Konuyla ilgili National Geographic dergisinin internet
sitesinde şu bilgiler verilmiştir:

"Kansas’ta (ABD) kimi zaman toplanan bulutlar yağmur
beklentisi yaratır, ama bir türlü boşalmaz; bunun yerine hasada zarar
veren doluya çevirdiği zamanlar da olur. Batı Kansas Hava Durumu
Modifikasyon Programı bulutları yola getirmek için uçaklar gönderir.
Kanatlara takılı brülörlerin saldığı gümüş iyodür dumanı, yükselen
havayı, belirli fırtına bulutlarını sıfır derece altındaki iç bölüme
doğru yöneltir. O yükseklikte gümüş iyodür parçacıkları, bulut suyunun
etrafında donabileceği birer çekirdek işlevini görür. Yeterli ağırlığa
ulaşan buz taneleri düşmeye başlar ve iniş sırasında eriyerek yağmura
dönüşür. Kuramsal olarak bakıldığında, bu strateji sadece yağış
miktarını artırmakla kalmaz, nemin bulutlar içinde yukarıya sürüklenerek
dolu haline gelmesini de önler...

Uçak kanadına takılmış bulut tohumlama fişekleri

Bir bulut tohumlama cihazının deneme atışı

Yağmur bombası son 60 yıl içinde geliştirilmiş bir
teknolojidir. Günümüzde içlerinde ABD, İsrail, Kanada, Rusya, Tayland,
Fas, Avustralya’nın da olduğu yaklaşık 24 ülke bu yöntemi daha fazla
yağış sağlamak için kullanmaktadır.

SÜT ÜRETİMİNDE ARTIŞ

Peygamber Efendimiz (sav)’in ahir zamana yönelik
hadislerinde Deccal’in çıkış alametlerinden biri olduğu belirtilen
olaylardan biri de süt üretimindeki artıştır. Yaşadığımız bu dönemde
hayvancılık alanındaki kaydedilen gelişmeler, hadislerde işaret edilen
bu verim artışına sebep olmuştur. (Doğrusunu Allah bilir)
Bu hadis İbnil-Münadi Ali (K.V.) den rivayet etmiştir. ?Müslim’in Nüvvas
b. Sem’an’dan nakl ettiği bir hadiste şöyle varit olmuştur:


‘’Bir kısım insanlara gelip
davet edecek, onlar ona inanacaklar... Göğe emredip yağmur yağdıracak...
Yere emredip ekin bitirecek... Hayvanlarını da bollatacak...
Memelerini de sütle dolduracak.

(Kıyamet Alametleri 10. baskı, s. 219)

Günümüzde, kısa bir süre önce kullanılmaya başlanan
hayvan popülasyonuna suni tohumlama uygulanması, embrio transferi ve
yüksek verimli hayvanlar ile hayvan kalitesinin artırılması, Hollanda ve
Belçika başta olmak üzere tüm ülkelerde süt üretiminde büyük bir artışa
sebep olmuştur. Örneğin Hollanda da bir inekten alınan günlük süt
miktarı ortalama 35 lt’ye çıkmıştır. Hatta günlük 53 lt süt veren
ineklerin de olduğu bilinmektedir.


DEFİNE DEDEKTÖRÜ

Ahir zamanı anlatan deccalin çıkışını ve özelliklerini
anlatan bir hadis-i şerifte de, deccalin bir binanın yanından geçerken
bu binanın altında saklı olan defineyi haber verdiği anlatılmaktadır:


(Deccal) Yıkılmaya yüz tutmuş
bir harabenin yanından geçerken “Haydi altında saklı olan defineni
çıkar!” diye emir verecek, anında define meydana çıkacak...” (Müslim,
Nuvvas’dan nakl edilmiştir)

(Kıyamet alametleri, sf 219)


Bilindiği gibi, günümüzde yer altındaki metalleri tespit
eden, değerli ve değerli olmayan metalleri ve metal alaşımlarını
birbirinden ayıran dedektörler yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu
dedektörler sayesinde, bir binanın, göçüğün ya da toprağın altında
gömülü metal olup olmadığı hemen anlaşılmaktadır. Gömülü olan altın,
gümüş, bakır, bronz gibi metallerin yerlerinin kolaylıkla tespit
edilmesini sağlayan bu dedektörler mühendislikte, inşaatta, askeriyede
sıkça kullanıldığı gibi, bazı kimseler tarafından da define dedektörü
olarak kullanılmaktadır.

Yukarıdaki hadiste de, define dedektörü gibi bir aletin
kullanılmasına işaret ediliyor olabilir. Bu yolla, yıkılmak üzere olan
binanın altında hazine olduğu tespit edilmiş ve bu hazine yeryüzüne
çıkarılmış olabilir. (Doğrusunu Allah bilir.)


TROL AVCILIĞI


Onun (deccalin) akıllara
hayret veren işlerinden biri de şudur: Günde üç defa denize dalacak;
ellerinin biri uzundur. Uzun olan eliyle denizin dibine dayanacak, diğer
eliyle denizin dibine dayanacak diğer elleriyle derinliklerdeki
balıklardan istediğini tutup çıkaracak... (Ebu Nuaym Hüzeyfe (ra)’dan nakil edilmiştir). (Kıyamet Alametleri, 10. baskı, s. 216)


Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde ahir zamanda
Deccal’in “denizin dibine uzanarak, derinlerdeki balıkların tutup
çıkaracağı”na işaret edilmiştir. Günümüzde su ürünleri avcılığında
kullanılan “trol ağları”, hadisin işaretiyle tam olarak mutabık
görünmektedir (en doğrusunu Allah bilir). Trol ağları ile avcılık, pek
çok türün aynı anda avlanıldığı bir avcılık dalı olduğundan “multi
avcılık” da denilmektedir. Bir sürütme ağı olan trol, dip ve orta su
balıkçılığında kullanılmaktadır. Çelik halatlarla denizin dibini tarayan
bu ağlar, önüne çıkan tüm balıkları içine almaktadır.

Trol ağı, külah biçiminde büyük bir torbaya benzer ve
ağzı yaklaşık 30 metre genişliğindedir. Ağ atılırken ağzı açık tutmak
için her iki yanına tahta levhalar yerleştirilir. “Kapı” denen bu tahta
levhalar da çelik kablolarla trol teknesine bağlanır. Deniz dibinin
engebeli olmadığı yerlerde dip balıklarını avlamak için genellikle dip
trolü kullanılır. Trol teknesinden denize bırakılan trol ağı, tekneyle
sürüklenir ve ağ deniz dibini tarayarak yolunun üzerindeki balıkları
toplar. Ağı sürükleme işi 1,5-3 saat kadar sürer. Sonra ağ bir vinç
yardımıyla çekilir ve içindeki balıklar tekneye boşaltılır. Balıklar
temizlenip yıkandıktan sonra, teknenin ambarında buzların arasına
gömülerek saklanır. Bazı büyük ve gelişmiş trol teknelerinde balıklar
temizlendikten sonra soğutma aygıtlarında dondurulur. Bu tür tekneler
denizde daha uzun süre kalıp avlanmaya devam edebilir.


GÜNEŞ OCAKLARININ KEŞFİ

Havada uçan kuşu tutacak anında Güneş’in altında kızartabilecektir.(Kıyamet Alametleri, 8. baskı, mütercim: Naim Erdoğan, Pamuk Yayıncılık, s. 216)

Peygamberimiz (sav)’den rivayet edilen yukarıdaki
hadislerde, deccalin dönemi ile ilgili “avlanan canlının bulunduğu yerde
hemen pişirilip yenebilmesi”ne dikkat çekilmektedir. Tariflerdeki bir
diğer yön de; bu eylemin “Güneşli bir ortam”da gerçekleşmesidir.
Hadislerdeki bu açıklamalar, günümüz teknolojisi ile kullanılan “güneş
ocakları”na dikkat çekiyor olabilir. (Doğrusunu Allah bilir.)

Günümüzde LPG, doğalgaz, elektrik, odun ve kömürün yerine
alternatif olarak üretilen “güneş ocakları” sayesinde, Güneş’in altında
et gibi yiyeceklerin dahi hemen pişirilip yenmesi mümkün olmaktadır.
Güneşten gelen ısı, resimde görüldüğü gibi iç yüzeyi parlak plakalar
sayesinde ocağa odaklanmaktadır. Ocağın ortasına yerleştirilen yiyecek,
yansıtılan Güneş ışınlarından gelen yüksek ısı sayesinde pişmektedir. (Emily Krone, “Elburn-made solar ovens give hope to many Third World”, Daily Herald, 26 Eylül 2004, ss. 1, 3.)

Ahir zamanla ilgili bu tarifler, içinde bulunduğumuz döneme bakan yönleri itibariyle son derece manidardır.


DUMAN BULUTLARI

Deccal, “Ben Alemlerin
Rabbi’yim... İşte bu güneş benim iznimle seyr eder, isterseniz onu haps
edeyim! diyecek. Pekala haps et bakalım diye mükabele edecekler. Bunun
üzerine güneşi haps edecek, bir günü bir ay gibi, bir haftayı da bir
sene gibi yapacak.” (Nuaym b. Hammad ve Hakim İbni Mes’uttan (ra) rivayet edilmiştir) (Kıyamet Alametleri, 10. baskı, s. 219, 220)


Peygamberimiz (sav)’ın hadislerinden birinde, deccalin
Güneş'i hapsedeceğine işaret edilmiştir. Günümüzde çeşitli teknik
yöntemlerle duman bulutları oluşturulabilmekte ve bu bulutlar
vesilesiyle güneş ışığı engellenebilmektedir. Duman bulutlarının
oluşmasını sağlayan sis bombaları, 1. ve 2. Dünya savaşlarında
kullanılmış, tüm gökyüzünü kaplamış, görüşü tamamen kapatmış ve
gökyüzündeki uçakların ve paraşütlü askerlerin tespit edilmesini
engellemiştir. Bu suni oluşum, hadiste işaret edilen güneşin
hapsedilmesi, yani güneşin ışığının engellenmesi için kullanılacak bir
yöntemdir ve hadisle mutabık görülmektedir. (Doğrusunu Allah bilir).


ARAP TOPRAKLARINDA NEHİRLERİN AKMASI

“Arap topraklarında nehirler ve dereler akmadıkça kıyamet kopmaz." (Ölüm, Kıyamet ve Diriliş, İmam Şarani, s. 471)

Bu hadis-i şerif, bugün Arabistan yarımadasında
özellikle İsrail ve Suudi Arabistan gibi ülkelerde suyun bolca
kullanılarak çölde tarım yapılmasına işaret etmektedir.


İsrail’in Hayfa kentindeki su fıskiyeleri

İsrail’in Tel Aviv kentindeki süs havuzları

Mur Vadisi, Suudi Arabistan

Kral Fahd Fıskiyesi, Cidde, Suudi Arabistan


Hz. İsa (as) ve Sahte Peygamberler

Tarih boyunca bazı yalancı ve sahtekarların
peygamberlik iddiasıyla ortaya çıktıkları bilinen bir
durumdur. Bu nevi sahtekarlar çıkar elde etmek için
insanların temiz inançlarını sömürmüş ve her türlü düzenbazlığa
başvurmuşlardır. Ayrıca hadislerde, kıyamet öncesinde
sahte peygamberlerin ortaya çıkacağına da dikkat çekilmektedir.

Her biri Allah'ın
Resulü olduğunu iddia eden otuza yakın yalancı gönderilmedikçe
kıyamet kopmayacaktır.

Tirmizi, Fiten 43; Ebu
Davud, Melahim 16


Yukarıdaki hadis bizlere günümüz dünyasındaki
gelişmeleri anımsatmaktadır. Bazı sahtekarlar Müslümanların
ve Hıristiyanların beklentilerini suistimal ederek peygamberlik
iddialarıyla ortaya çıkmakta ve bazen de büyük felaketlere
neden olmaktadırlar.

Uzmanlar sözde mesih akımlarının 1970'li
yıllarda ortaya çıkmaya başladığını, o tarihten bu yana
da hızlı bir artış içinde olduklarını ifade etmektedir.


Sahte Mesih David Koresh
ve yanan evi (yanda)


Konuyla ilgili aşağıdaki alıntılar hafızalarımızı
canlandırmaya yardımcı olmak için seçilmiş birkaç örnektir:

(Britannica
Ansiklopedisi'nden) Federal ajanlar ve mezhep üyeleri
arasındaki 51 günlük gerginlik trajediyle sonuçlandı.
Mezhebin Waco, Texas yakınlarındaki tesisleri tamamen
yandı. 33 yaşındaki, "Branch Davidians" hareketinin
lideri ve sözde Mesihi David Koresh de diğer 74 kişiyle
birlikte öldü.

(Time'dan) Geçen hafta
İsviçre ve Kanada'da, sözde Mesih Luc Jouret'in taraftarlarından
ve onların çocuklarından oluşan 53 kişi öldü. Bu iki
ülkenin polisleri ölümlerin nedeninin toplu intihar,
toplu katliam veya ikisinin bir karışımı olup olmadığını
araştırıyor.

(Encarta Ansiklopedisi'nden) Sun Myung,
Moon Unification (Birleştirme) Kilisesi'nin kurucusudur.
16 yaşındayken bir rüya gördüğünü; bu rüyasında da İsa
Mesih'in, Tanrının yeryüzündeki krallığını kurmak için,
Moon'un Tanrı tarafından seçildiğini ilan ettiğini iddia
etmiştir. Bu kilise 1990'ların ortalarında 2 milyondan
fazla üyesi olduğunu ve 100'den fazla ülkede örgütlendiğini
ileri sürmüştür; günümüzde açıkça Moon'u İsa'nın halefi
olarak kabul etmektedir.

Kendilerini Mesih ilan
eden kişilerin ardından binlerce insan ölüme
gidebilmektedir. Üstte Uganda'da bulunan toplu
mezar ve sağda Jim Jones taraflarlarının intiharı
görülmektedir.

İçinde bulunduğumuz dönemde arka arkaya pek
çok sahte peygamber ortaya çıkmış, her biri
kendini mesih ilan etmiştir. Ahir Zaman alametlerinin
art arda gerçekleşiyor olması her insanın mutlaka
düşünmesi gereken olağanüstü bir durumdur.

(The Guardian'dan) En kötü mezhep katliamının korkunç delili... Uganda'da yeni
mezarlar bulundukça, liderleri tarafından kandırılan fanatik bir mezhebin 1000'e
yakın taraftarının öldüğünden endişe ediliyor...

(CNN'den) Öyle bir olaydı ki,
yol açtığı şok dalgaları dünyanın her yanına yayıldı: Çağdaş tarihin en
kötü toplu intiharı. Bir mezhebin üyeleri olan 900'den fazla insan
Güney Amerika ormanlarında bulundu. Ölüler Jim Jones'un taraftarlarıydı.

Gündemden düşmeyen sahte peygamberlere Kuran ayetlerinde de dikkat çekilmiştir. Bu konudaki bir ayet şöyledir:



Dünya çapında örgütlenmeye
sahip olan Moon tarikatının kurucusu Sun Myung
tören esnasında. (yukarıda).


Allah'a karşı yalan
uydurup iftira düzenden veya kendisine hiçbir şey vahyolunmamışken "Bana
da vahy geldi" diyen ve "Allah'ın indirdiğinin bir benzerini de ben
indireceğim" diyenden daha zalim kimdir? Sen bu zalimleri, ölümün
'şiddetli sarsıntıları' sırasında meleklerin ellerini uzatarak onlara:
"Canlarınızı (bu kıskıvrak yakalanıştan) çıkarın, bugün Allah'a karşı
haksız olanı söylediğiniz ve O'nun ayetlerinden büyüklenerek (yüz
çevirmeniz) dolayısıyla alçaltıcı bir azabla karşılık göreceksiniz"
(dediklerinde) bir görsen... (Enam Suresi, 93)

Ayetin devamında haber verildiği gibi,
bu insanlar uydurdukları yalanın karşılığını mutlaka
göreceklerdir.

Şüphesiz, tüm düzmece
peygamberlerin yalanlarının tümüyle ortaya çıkacağı günler yakındır.
Çünkü hem Kuran ayetleri hem de Peygamberimiz (sav)'in hadisleri,
yalancıların ardından Hz. İsa (as)'ın geri dönüşünü de müjdelemiştir.

Hz. İsa (as)'ın yeryüzüne
dönüşünün Kuran'da haber verildiğinden, gerek Müslümanlar gerekse
Hıristiyanlar tarafından büyük bir özlemle beklendiğinden bundan önceki
bölümlerde söz etmiştik. Hz. İsa (as)'nın dünyaya tekrar gelişi ile
ilgili Peygamberimiz (sav)'in de birçok hadisi bulunmaktadır. İslam
alimlerinden Şevkani, Hz. İsa (as)'ın dönüşüne dair 29 hadis olduğunu,
bu hadislerin içerdiği bilgilerin de yanlış olma ihtimalinin
bulunmadığını belirtmiştir. (Sünen-i İbn-i Mace, 10/338) (Konuyla ilgili daha detaylı bilgi için bkz. Harun Yahya, Hz. İsa Ölmedi)

Sözü edilen hadisler ile bizlere ulaşan
önemli bir haber daha vardır. Hz. İsa (as)'ın dönüşü Ahir
Zaman'ın ikinci devresi ve kıyametin büyük bir alameti
olacaktır. Bu konudaki bazı hadisler şöyledir:

On büyük alamet
vuku bulmadıkça kıyamet kopmayacaktır... İsa bin Meryem'in
çıkması...

Sünen-i İbn-i Mace, 10/293


Hayatım elinde
olan Allah'a yemin ederim ki Meryem oğlu (İsa Aleyhisselam)'ın
adil bir hakim olarak sizin içinize inmesi muhakkak
yakındır.

Sahihi Müslim, 6/532

İsa bin Meryem
adil bir hakim ve adaletli bir imam (devlet başkanı)
olarak inmedikçe kıyamet kopmayacaktır.

Sünen-i İbn-i Mace, 10/340

Peygamber Efendimiz Hz. İsa (as)'ın geldiğinde,
yapacaklarını da şöyle ifade etmiştir:

İsa adil
bir imam ve hakim olarak yeryüzünde kırk yıl kalır.

Kur'an ve Sünnette Kıyamet
ve Ahiret, s.134 İsa
bin Meryem iner, kırk yıl Allah'ın kitabı ve benim
sünnetimle hükmeder, vefat eder.

Ahir Zaman Mehdi'sinin
Alametleri, s. 92

İsa bin Meryem
benim ümmetim içinde; adaletli bir hakim ve (yönetimde) adil bir imam
olacak, haçı (salibi) kırıp ezecek (haça tapınmayı kaldıracak) ve domuzu
öldürecektir (domuz eti yemenin haram olduğunu bildirecek),… Kap su ile
dolduğu gibi yeryüzü barışla dolacaktır. Din birliği de olacak, artık
Allah'tan başkasına tapılmayacaktır.

Sünen-i İbn-i Mace, 10/334

O
(Hz. İsa (as)) haçı (salibi) kıracak (haça tapınmayı kaldıracak),
domuzu öldürecek (domuz eti yemenin haram olduğunu bildirecek), cizyeyi
kaldıracak, mal (o kadar) çoğalacak ki, kimse onu kabul etmeyecektir.

Sünen-i Tirmizi, 4/93;
Kur'an ve Sünnette Kıyamet ve Ahiret, s.133

Öyle anlaşılmaktadır ki Hz.
İsa, gelişiyle birlikte, teslis (üçleme), haç, ruhbanlık gibi
Hıristiyanlığın da esasında bulunmayan hurafeleri kaldıracak, bu dini
indirildiği ilk haline döndürecektir. Domuz eti yemenin haram olduğunu
bildirecek, insanların Allah'ın bu sınırını korumasını sağlayacaktır.

Bu aşamada, üstünde önemle
durulması gereken bir hususnokta bulunmaktadır. Ayet ve hadislerde, Hz.
İsa (as)'ın Ahir Zaman'da, yeryüzüne döneceği hiçbir şüpheye yer
verilmeyecek şekilde müjdelenmiştir. Diğer taraftan, günümüzde bazı
Müslümanlar konuyla ilgili apaçık delilleri göz ardı etmekte bazıları da
Hz. İsa (as)'nın Hz. Muhammed (sav)'den sonra gelmesinin mümkün
olmadığını ileri sürmektedir. Böyle bir düşünceye sahip olan
Müslümanların öncelikle konuyla ilgili ayet ve hadisleri samimi ve ön
yargısız olarak incelemeleri yerinde olacaktır. İkinci olarak da Hz.
Muhammed (sav)'in son peygamber olması gerçeği ile Hz. İsa (as)'ın
yeryüzüne dönüşü gerçeği arasında herhangi bir çelişki yoktur. Çünkü Hz.
İsa (as) ikinci gelişinde yeni bir din getirmeyecek, Kuran'ın ve
Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'in tebliğ ettiği hak dinin hükümlerine
tabi olacaktır.

Büyük İslam alimlerinden İmam
Rabbani "Hz. İsa (as)'ın Peygamber Efendimiz (sav)'in yoluna tabi
olacağını" (Mektubat-ı Rabbani, 2/1309) belirtmiş ; İmam Nevevi "...Hz.
Muhammed (sav)'in yolunu tatbik etmek için geleceğini" (El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntazar, s. 64)
ifade etmiştir. Bu konuda Kadı İyaz da "Hz. İsa (as)'ın İslam'ın
hükümleriyle hükmedeceğini ve halkın terk ettiği dini uygulamaları
yeniden canlandıracağını" (Sünen-i İbn-i Mace, 10/338)
söylemiştir. Berzenci’nin kitabında ise bu gerçek şöyle haber
verilmektedir: "Hazreti Muhammed (sav)'in şeriatı üzerine hüküm
verecek, kendisi Peygamber olduğu halde Peygamber'e tabi olacak ve
Muhammed (as)'in ümmetinden olacak…" (Kıyamet Alametleri, s. 243)

Geçtiğimiz yüzyılın
en büyük alimlerinden Bediüzzaman Said Nursi de Risale-i
Nur Külliyatı'nda, bu konuyla ilgili dikkat çekici açıklamalar
yapmıştır. Bediüzzaman'ın tahlillerine göre, Hz. İsa (as)
Ahir Zaman'da cismani olarak yeryüzüne dönecek, maddeci
ve tabiatçı felsefe akımlarından doğan inkarcı odaklar
ile fikren mücadele edecektir. Onun liderliğinde İsevilik ve
Müslümanlık birleşerek güçlü dinsizlik akımını tamamen
ortadan kaldıracaktır. Hıristiyanlığı boş inançlardan,
sapkınlıklardan, hurafelerden temizleyecektir. Hıristiyanların
Kuran'a tabi olmalarını sağlayacaktır. Bediüzzaman,
Peygamberimiz (sav)'in, bu müjdeleri herşeye gücü yeten
Allah'ın sözüne dayanarak verdiğini, bu nedenle de gerçekleşeceğinin
kesin olduğunu belirtmiştir.

Bu konuda, akla gelen önemli bir soru
da Hz. İsa (as)'ı nasıl tanıyacağımızdır. Elbette, Kuran'da
anlatılan peygamberlerin ortak özelliklerine sahip olması
onun en belirgin alameti olacaktır. Bunun yanında onun
gerçek İsa Mesih (as) olduğunun önemli bir fiziki alameti
daha vardır. Hz. İsa (as) ikinci gelişinde, onu daha önce
gördüğünü, tanıdığını, geçmişini bildiğini söyleyebilecek
hiç kimse çıkmayacaktır. Onun fiziksel özelliklerini,
simasını ya da ses tonunu bilen tek bir kişi dahi olmayacaktır.
Dünya üzerinde tek bir kişi "ben onu daha önceden tanıyorum,
filanca zaman görmüştüm, onun ailesi ve yakınları şu
kimselerdir" gibi bir iddiada bulunamayacaktır. Çünkü
onu tanıyan tüm insanlar bundan yaklaşık olarak 2000
sene kadar önce yaşamış ve ölmüşlerdir. Annesi Hz. Meryem,
Hz. Zekeriya, onunla yıllarını geçirmiş olan havarileri,
dönemin Yahudi önde gelenleri ve bizzat Hz. İsa (as)'dan
tebliğ almış olan insanlar vefat etmişlerdir. Dolayısıyla
ikinci kez yeryüzüne gelişinde, onun doğumuna, çocukluğuna,
gençliğine ve yetişkinliğine şahit olmuş tek bir kimse
olmayacak ve onun hakkında hiç kimse hiçbir şey bilmeyecektir.

Kitabın önceki bölümlerinde de
açıkladığımız gibi, Hz. İsa (as) Allah'ın "Ol" emriyle babasız olarak
dünyaya gelmiştir. Aradan yüzyıllar geçtikten sonra ise bilinen hiçbir
akrabası olmaması çok doğaldır. Allah, Hz. İsa (as)'ın bu durumunu
Kuran'da Hz. Adem (as)'ın yaratılışına benzediğini bildirmiş ve şöyle
buyurmuştur:

Şüphesiz, Allah Katında İsa'nın durumu
Adem'in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra
ona "ol" demesiyle o da hemen oluverdi. (Al-i İmran
Suresi, 59)

Ayette de belirtildiği gibi,
Allah Hz. Adem (as)'a "Ol" demiştir ve Hz. Adem (as) yaratılmıştır. İşte
Hz. İsa (as)'ın ilk yaratılışı da Allah'ın "Ol" demesiyle
gerçekleşmiştir. Hz. Adem (as)'ın anne ve babası yoktur; Hz. İsa (as)'ın
ilk dünyaya gelişinde ise sadece annesi Hz. Meryem vardır, fakat
yeryüzüne yeniden geleceği ikinci seferde onun annesi de hayatta
olmayacaktır.

Kuşkusuz bu durum, dönem dönem
ortaya çıkan "sahte Mesih" tehlikesini de tamamen ortadan
kaldırmaktadır. Hz. İsa (as)'ın yeryüzüne yeniden gelişinde, onun Hz.
İsa (as) olduğundan şüphe edilebilecek bir durum oluşmayacaktır. Hiç
kimse "bu kişi Hz. İsa (as) olamaz" diyecek geçerli bir sebep
bulamayacaktır. Çünkü Hz. İsa (as), dünyadaki tüm diğer insanlardan
ayrılabilecek bu çok önemli özellikle, yani yeryüzünde kendisini
tanıyan tek bir kişi bile olmamasıyla hemen tanınabilecektir. Sonuç
olarak, buraya kadar ortaya konulan bilgiler Hz. İsa (as)'ın gelişine ve
yapacaklarına ilişkin İlahi vaatlerin vaktinin çok yakın olduğunu
düşündürmektedir. Şüphesiz bizlere düşen görev, yüzyıllardır beklenen bu
mübarek kişiyi en güzel şekilde karşılamak için hazırlık yapmaktır.


Altınçağ

Hz. Muhammed (sav)'in tüm detaylarıyla
tasvir ettiği Altınçağ ve bu dönemin özellikleri de
kıyametin önemli alametleri arasındadır. İslam alimleri
bu döneme cennet benzeri özellikleri nedeniyle Altınçağ
ismini vermişlerdir. Hadislerden anlaşıldığına göre,
Altınçağ Ahir Zaman'ın ikinci döneminde yaşanacaktır.

Bu müjdelenmiş haberin gerçekleşeceği dönemin
önemli özelliklerinden birisi bolluk ve zenginliktir.
Sözü edilen bolluğun tarihte bir eşinin olmadığı da
hadislerde bilhassa vurgulanmıştır:


Benim ümmetim
o devirde öyle bir refah bulacak ki, o güne dek
onun benzerini kesinlikle bulmamıştır...

Sünen-i İbn-i Mace, 10/347
O zaman ümmetim
iyisi, kötüsü, hepsi de benzerini görmedikleri
nimetlerle nimetlenir.

Kitabül Burhan Fi Alametil
Mehdiyyil Ahir Zaman, s. 16

Adı geçen dönemdeki zenginlik, başka bir hadiste de
şöyle tasvir edilmiştir:

Onun zamanında yeryüzü içindeki hazineleri dışarıya fırlatacaktır.

El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntazar, s. 43

Bu konudaki diğer
hadislerde de sıkıntı ve darlık yıllarının biteceği, ihtiyaç içinde olan
kimsenin kalmayacağı, hatta insanların sadaka verecek fakir
bulamayacakları belirtilmiştir:

Öyle bir zaman
gelecek ki kişi (ayırdığı) altın sadakasıyla (taraf
taraf) dolaşacak da sonra elinden sadakasını alacak
hiçbir (fakir) kimse bulamayacak.

Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve
Ahirzaman Alametleri, s. 462

Muhakkak o
zamanda mal çoğalıp su gibi akacak da onu hiçbir
kimse (tenezzül edip) kabul etmeyecektir.

Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve
Ahirzaman Alametleri, s. 464

Altınçağ'ın dikkat çeken bir niteliği de
doğruluk ve adaletin yerleşmesi olacaktır. Sıkıntı,
haksızlık ve zorluklar yerini adalet ve hukukun geçerli
olacağı günlere bırakacaktır. Hadislerdeki ifadeyle,
"Yeryüzü zulüm ve işkence yerine adaletle dolacaktır."
(Ramuz-El Ehadis,7/7) Silahların susması, düşmanlığın,
kavgaların, sosyal çöküşün son bulması, insanlar arasında
dostluk ve sevgi bağının kurulması da bu devrin belli
başlı özellikleri arasındadır. Savaş endüstrisine harcanan
olağanüstü meblağlardaki para, gıda, sağlık, imar, kültür
gereksinimlerine ve bütün insanların mutluluğunu sağlamaya
yönelik yatırımlara kayacaktır.


Peygamberimiz (sav) hadislerinde,
Ahir Zaman'ın ikinci bir döneminin olacağından
ve bu dönemde tarihte eşi görülmemiş bir zenginliğin
yaşanacağından bahsetmiştir. İslam alimleri bu
döneme cennet benzeri özellikleri nedeniyle "Altınçağ"
ismini vermişlerdir.

Kuran ahlakının yaşanacağı bir dönem olan Altınçağ'da,
ayetlerdeki cennet tasvirlerine benzeyen bir bolluk,
bereket, zenginlik ve ihtişam yaşanacaktır. Öyle
ki bu dönem hadislerde "sadaka verilecek fakirin
bulunamayacağı" bir dönem olarak tasvir edilmektedir.





Bu müjdelenmiş dönemin belirgin özelliklerinden
biri de dinin özüne dönülmesi, Peygamberimiz (sav) zamanındaki
şekliyle yaşanması olacaktır. İslam dininde aslında
olmayan, sonradan uydurulmuş adetler, hükümler, hurafeler
ortadan kaldırılacaktır. Gerçek dinin uygulanmasıyla
Müslümanlar arasındaki ayrılıklar son bulacaktır.

Kısacası Altınçağ, bolluk, huzur, barış,
mutluluk, zenginlik ve rahatlık ortamının hakim olacağı,
sanat, tıp, haberleşme, üretim, ulaşım ve bunun gibi
hayatın tüm alanlarında dünya tarihinde yaşanmamış gelişmelerin
görüleceği, Kuran ahlakının yaşanacağı bir çağ olacaktır.

Altınçağ sonrası

Kuran'daki kıssaları okuduğumuzda önemli
bir İlahi kuralın her dönemde geçerli olduğunu görürüz.
Allah'ın gönderdiği elçiyi yalanlayan ve ona karşı savaş
açan toplumlar helak edilmiş, elçiye tabi olan insanlar
ise hak dinin getirdiği maddi bolluk ve manevi huzuru
yaşamışlardır. Elçinin ardından gelen dönemde ise bazı
toplumlar kendilerine açıkça tebliğ edilmiş olan hak
dini hemen terk ederek şirke ve inkara sapmışlar, fitne
ve fesat çıkararak adeta kendi elleriyle kendi sonlarını
hazırlamışlardır.

Söz konusu kural elbette Ahir Zaman için
de geçerli olacaktır. Peygamberimiz (sav), Hz. İsa (as)'ın
ölümü ve Altınçağ'ın ardından kıyamet saatinin geleceğini
şöyle belirtmiştir:

Ondan (Hz.
İsa (as)'dan) sonra kıyametin kopması an meselesi olacaktır.
Ramuz-El Ehadis, 1/1336

Ondan (Hz.
İsa (as)'dan) sonra kıyamet kopacak.
Ramuz-El Ehadis, 28/5948

Şüphesiz Ahir Zaman ve Altınçağ insanlığa
son uyarının tam anlamıyla yapılacağı dönemdir. Bazı
hadislerde bu dönemden sonra artık "dünyada hayırlı
bir şey" kalmayacağı vurgulanır. Öyle anlaşılmaktadır
ki, Hz. İsa (as)'ın ölümünden çok kısa bir süre sonra, tüm
dünya halkları Altınçağ'ın getirmiş olduğu maddi refah
ortamında şımarıp azgınlaşacak, hak dini tamamen terk
edeceklerdir. Kıyamet saatinin de işte böyle bir ortamda,
ansızın gelmesi söz konusu olabilir. Elbette, doğrusunu
Allah bilir.




Bul
Alıntı


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi