Hüzünlü Güzel Sözler

Hüzünlü Güzel Sözler

Bakmayın öyle tabii ki de ağlamıyorum, giden sevgilinin ardından su döküyorum…

Hayatın en hüzünlü anı, mevsimine kapıldığın kişinin bahçesinde açabilecek bir çiçek olmadığını anladığın andır.

Kalbime saray inşa etmeye çalışman çok güzel bir davranış. Ama keşke temeli atıp, derince kazdıktan sonra bırakıp gitmeseydin…

Yüzün değil, hüzün görünür bazen aynada. Çeki düzen veremezsin.

Peri masallarındaki hayal ürünleri gibisin, ancak o masallarla yaşarsın o masallarla uyanırsın yalan insan!

Yalnızlığımda çoğalıp, kalabalıkta eksiliyorum ve öylesine kalabalık ki yalnızlığım; ne yana dönsem sana çarpıyorum.

Her şeyin kıymetini bilirim ben. Bana ışığın kıymetini göstermen için dünyamı karartmana gerek yok.

Ömrümün her gününde, asırlık elem saklı… Adın kalbime mühür artık, dilde yasaklı!

Eyvallah ne güzel bir sözdür. Bazen kabulleniş, bazen boş veriş, bazen yol veriş; ama sonunda hep bir rahata eriş.

Bizim nikahımız mahşere kaldı, seven kalbim seni hiç unutmayacak…

Yağmur dökülüyor şehrime. Bardaktan boşalırcasına. Bu son diyorum bu son! Her defasında bitirdiğim yerden başlıyorum yine sana aşka.

Ne güzel demiş şair “Şimdi ben mutluluğa müebbet yesem, kesin yarın af çıkar.”

Ne garip bir dünya bu. Aklımdasın diyen balıklar, ömrümsün diyen kelebekler gördüm.

İhtiyacım olan neydi biliyor musun? Bir papatya yaprağı daha!

Gidişini ayık bir şekilde izledim, gelişini sarhoş bir şekilde bekledim!

Dediler ki; – yaşından çok daha olgunsun. – Evet dedim. Çünkü her zaman büyüklük bende kaldı.. Ondandır.

Gelecekten de pek umutlu değilim artık. Adı gelecek olsa ne olur, seninle gelmedikten sonra.

Yanlış yapılan şeylerin pişmanlığı gün gelir geçer, ama yapılmayan şeylerin pişmanlığı hayat boyu devam eder.

Keşke çocukken fazla mutlu olmayıp birazını da bu zamanlara saklasaydım. Lazım oluyor bu günlerde.

Nasıl bittiyse bundan öncekiler, bu da biter. Bite bite sonunda bende biterim. Olur biter!

Sen giderken nasıl mı çaresizdim? Anlatayım. Koskoca orman yanıyordu ve benim gözlerimden başka yerde su yoktu!

Seni Seviyorum derken üzüleceğimi hiç tahmin etmezdim seni düşünürken keşke olmasaydı hiç dememiştim artık seni severken senden nefret etmeyi de öğredim.

Güvenme bana! Yüzüne güler, arkandan ağlarım.

Yanlış yapılan şeylerin pişmanlığı gün gelir geçer, ama yapılmayan şeylerin pişmanlığı hayat boyu devam eder.

Senin aşkın heves deme bana! Sen hevesleri uğruna ağlayan birini gördün mü hayatında!

Nelere değiştim hayalini, bilseydin kalırdın sonsuza kadar!

Bu dünya kimseye kalmaz çünkü hayat her zaman bir numara ve oyunlarla doludur bunu tüm hayat bilmekte olmalıdır.

Arsızlığa cesaret, zinaya aşk dediler! Bir neslin ahlakını, işte böyle yediler.

Sana bir sözüm var seni sen olduğun için değil sende kendimi bulduğum için sevdim sakın aşkından söz etme bana inan yaşadığım aşkın en masum ve mağdur olanı sensin.

Korkuların en büyüğü kaybetmek ya. En büyük korkumu gösterdi bana. Hani asla terk etmem demişti ya. Yalanların en büyüğü o oldu bana.

Silmeseydim gözlerimden akan yaşı sel olup aksaydı yollarına… O zaman inanır mıydın seni unutamadığıma dinmek nedir bilmeyen hasretine… Seni her saniye aratan özlemine… Söyle inanır mıydın göz yaşlarım sana geldiğinde..

Ben sadece yoldum. Ama sen beni hep kaybettin!

Artık başka biri alacak yerimi. Ve biliyorum zamanla unutacaksın beni, ama son kez düşün sevebilir mi seni, benim sevdiğim gibi.

Nasıl bittiyse bundan öncekiler, bu da biter. Bite bite sonunda bende biterim. Olur biter!

Boşuna bakma göremezsin zaten görmüş olsan gitmezsin. Git gidebildiğin en uzak şehirlere. Git gidebildiğin en güzel ümitlerle. Ben böyle de yaşarım toz duman benim için üzülme. Her taraf sen dolu anılar bu bana yeter. Şimdi git.

Kusura bakma sevgili, onunla mutlu ol diyecek kadar az sevmedim seni.

Yağmur ıslatmak için yağıyorsa aldırmıyorum eğer maksat beni ağlatmaksa ben seni düşündüğüm her zaman ağlıyorum.

İnanıyorsan savunduklarına, arkasında duracaksın. Gerek yol cellada, çıkarıldığında darağacına tabureye sen vuracaksın.

Neyse unut !derken, o andan bahsediyorsun sanmıştım. Nerden bileyim ki kendinden bahsettiğini.

Çoğu zaman sen kör olursun sevginden, O ise nankör!

Bazen keşke tanışmamış olsaydık diyorum çünkü tanışmasaydık, geceleri dünyada senin gibi biri olduğunu bilmeden uyuyabilirdim.

Gidişini ayık bir şekilde izledim, gelişini sarhoş bir şekilde bekledim.

Bırak gitsin dönerse senindir, dönmezse zaten hiç senin olmamıştır.

Ben sensiz cennette yaşamaktansa seninle cehennemde yanmak isterim.

Aşk iki kişiyle oynanır, iyi olan kaybeder!

Gül şimdi ağlayan gözlerime bakarak gül! Yarınların için gül çektiğim acılar için gül sen hep gül beni düşünme gülüm.

Ne garip bir hayatım ve yalnızlığım oldu. Depozitolu bir yalnızlıktı benimkisi. Kim alsa geri getirdi.

Gönül kapısı herkese açılır mı, iki laf eden adam sayılır mı? Bakma insan oğlunun uyruğuna, tanıyamazsın basmadıkça kuyruğuna!

Ah be çocuk ah! Seninki, masalda ki pamuk prensese âşık olmak değil. Uyutulduğun ninnideki bostana giren danaya yüreğini vermek…

Seni aklıma getirecek birçok şarkı varken, yanıma getirecek hiçbir şey yok.

Çok sahiplenmeden seveceksin mesela. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, hem de hep senin kalacakmış gibi.

Mızıkçılık yapmadan, oyununun kuralına uyup, yalanlarına inanıyormuş gibi yaptım. Devam etmiştim beni sevdiğine inanmaya.

Uzaklaşmak iyidir. Birinden, bir şeyden… Uzaklaşmak bazen, yakınlaşmaktan da iyi gelir.

Senin de sevdiğini sanmıştım. Ya da öyle olmasını istediğim için, kendimi buna inandırmıştım.

Kimseyi kırmayayım diyorum, bir de bakıyorum kendim paramparçayım.

En son ölen umuttur, umudunu kaybetme ve hep gül, üzülmeler senden uzak olsun, yüzünde hep gülücükler olsun.

Sanma ki sevmekle usanır bu yürek. Kaderde varsa eğer, sevginle ölmesini de bilirim elbet. Zannetme ki beklemekle usanır yürek. Bir değil bin ömrüm olsa da beklemesini bilirim elbet.

Başkasını sevmen, bana acı verir mi sandın? Sen beni de sevmemiştin ki zaten. Çocuktum işte, öyle inanmıştım ki döneceğine.

Beklemek yormaz da insanı; beklediğini başkasıyla görmek bitirir adamı.

Benim de zaten hiç gücüm yok, yüzüm yok, hiç umudum yok. Ama bil ki farklı bir hayaldi. İşkenceydi bazen, bazen çok güzeldi. Ama anlıyorum sesinden, kurtulmuşsun sen nokta konmuş, bitmiş en güzel hikâyem.

Bazı insanlar söyleyeceği çok şey varken susar çünkü anlayanı yoktur, bilir.

Öyle yoruluyorum ki bazen hayattan. Kapayınca gözlerimi, bir daha açasım gelmiyor inan.

Havam bozulmaya başladı yine. Gözlerim de dolmaya. Sanırım içimde bir yerlere sen yağdı gece gece. Serçe kadar yüreğimin, gökyüzü kadar sancısı var bu gece.

Aşk, karın doyurmaz biliyorum. Kimse bilmez ki; karnımı değil, kalbimi doyurmak için yazıyorum.

Gönülde şimdilik keder var ey neşe! Şimdi gelme, bir yerde misafir üstüne misafir olmaz!

Ay değil mevsim değil bir ömür geçti sensiz, keşke böyle sevmeseydim ağlıyorum çaresiz.

Başıma gelmez dediğim onca şeyi yaşadım da, kalbime değsin istediğim, elini bile uzatmadı!

Bir mutluluk fotoğrafı bile çektirmedi bu hayat. Kaybolmuş bir anahtar kadar sahipsizim anne.

İnsanların umudunu kırma belki de tek sahip olduğu şey odur.

Bin defa yalan olsan da inanırdım hep sana. Sen beni kandırmadın, ben sana inanmayı seçtim. Hepsi bu.

Güvenme bana! Yüzüne güler, arkandan ağlarım.

Bir kar tanesi kadar beyaz ol ama onun kadar soğuk olma bir tanem.

Bıraktığında sana acı verecek kadar hiçbir şeyi sahiplenme.

Uykusuz gecelerimde gözyaşlarımla yazdım adını kalbime güneşsiz günlerimde kanımla suladım resimlerimizi yeniden gelirsin diye!

Güzel olsan da kalmaz bu dünya, mecnun olsan da güvenmem artık sana, artık herkes kendi yoluna ben seçtim yolumu sana elveda!

Dünyaya gelirken sanki senet imzalamışım. Ne kadar dert keder varsa imzamı basmışım!

Bırak hayatım bana kalsın al anılar sende kalsın ver sevgimi belki o zaman anlarsın!

Biz de unutmuş gibi yaparız. Hiç kırılmamış, hiç ağlamamış gibi.

Sen kalmaya bir neden bulamadın ya, ben ölmeye ne bahaneler bulurum şimdi.!

Kolumuzu ısırarak saatler yapardık küçükken, sanki zamanın canımızı acıtacağını anlarmış gibi.

Bir gün ölürsem haberim sana gelirse mezarımın başına sakın gelme sadece elini kalbine koy ve özür dile belki o zaman mutlu olurum.

Arada bir yokluyorsun sol yanımı. Öyle bir seni seviyorum dedin ki inan olsun kalbime indin.

Aynı kitapları okur, aynı filmleri izler, aynı müzikleri dinlerdik. Herkesten farklıydık biz. Biz gerçekten ayrıydık. Şimdi ne okusam, ne izlesem, ne dinlesem hemen elim telefona gidiyor sonra o eskidendi diyorum çünkü biz artık gerçekten ayrıydık…

Örselenmiş bir çocukluk işte benim bütün hikâyem. Kaç sevda geçse de üzerinden bu yıkıntıları onaramazsın. İstersen hiç başlamasın geç kalmışız birbirimize, yanlış kapılarda geçmiş bunca yıl dönemeyiz artık ilk gençliğimize, istersen hiç başlamasın söz verelim kendimize.

Sorarlarsa beni sana; sevilmeden seviyordu de. Ne kadarda saftı de. O kadar seviyordu ki kaldıramadım de. İçin de bir ateş yaktım halen yanıyor de. Gitmeyince aramayınca eridi bitti de. Bir de dünyası vardı onu da ben kararttım de. Kendi eliyle bir çukur kazdı. Ben de gömdüm de.

Author: RasitTunca

Bir yanıt yazın