Cinlerin Gıdası Kokudur Cinlerin En Çok Sevdikleri Koku Da Sigara Kokusudur

Cinlerin Gıdası Kokudur Cinlerin En Çok Sevdikleri Koku Da Sigara Kokusudur

Cinlerle ilgili pek çok eserde yazılı olduğu gibi cinlerin gıdası kokudur!..

Cinlerin en çok sevdikleri koku da SİGARA kokusudur…

Sigara içen bir kişiyi buldukları zaman, artık kolay kolay onun yanından ayrılmazlar ve onun peşini de bırakmazlar. Kişinin sigara bağımlılığının artmasında en büyük faktör cinlerdir.

Cinler, sigaraya yönelik bir kişi buldular mı, hemen onun içine sıkıntı verecek şekilde beynine bir sinyal yollarlar… Kişi bu sıkıntı ile hemen bir SİGARA yakar!.. Dumanlarını üflemeye başladıktan kısa bir süre sonra içindeki sıkıntı kesilir!..

Çünkü, yanındaki cin, o dumandan gıdalanmaya başlamış ve onun içine sıkıntı veren etkileri göndermeyi kesmiştir… Böylece o kişi sigarasını bitirir ve bir süre rahatlar…

Sonra yanındaki cin tekrar SİGARA kokusu istedi mi gene beynine içinde sıkıntı oluşturacak bir impuls yollar ve o kişi de elinde olmayarak tekrar bir sigara yakar… Ve bu durum böylece devam edip gider…

Eğer, böyle devamlı SİGARA içen bir hoca veya mürşit, Gavs(!) yanına giderseniz, hemen Kur’ân-ı Kerîm’in Sâd Sûresinin 41, Mu’minûn Sûresinin 98-99 ve Sâffât Sûresinin 7’inci âyetlerindeki dualara devam ediniz…

Göreceksiniz ki, bu duaya devam suretiyle beyninizin yayacağı belli dalgalar o kişinin ilişkide olduğu cin ile ilişkisinde kopukluk oluşturacak ve bu yüzden karşınızdaki kişide bazı dengesiz söz ve davranışlar ortaya çıkacaktır.

Ayrıca, ruh çağırma celselerinde, cinci, falcı hocaların yanında da bu duayı okursanız, bunun böyle olduğunu görerek söylediklerimize kesinlikle inanabilirsiniz. Evet bu âyetleri okunuşu gibi yazıyorum:

“RABBİ İNNİY MESSENİYEŞ ŞEYTANU Bİ NUSBİN VE AZÂB; RABBİ EÛZÜ BİKE MİN HEMEZÂTİŞ ŞEYÂTIYN VE EÛZÜ BİKE RABBİ EN YAHDURÛN. VE HIFZAN MİN KÜLLİ ŞEYTANİN MÂRİD.” (38.Sâd: 41 – 23.Mu’minûn: 97-98 – 37.Sâffât: 7)

“Evliyaullâhın asla SİGARA içmediğini”asırlar önce yazmış olduğu “EL İBRİZ” (saf altın) isimli kitabında anlatan Seyyid Abdulaziz Ed Debbağ; manevî yöneticiler topluluğu olan “DİVAN ehlinin” de kesinlikle SİGARA içmediklerini açıklamaktadır.

“RİCALİ GAYB” denen evliyaullâhın asla SİGARA içmemesine karşın, CİNNÎ olan kişilerin hemen tamamının SİGARA müptelası oldukları, gözlemlerimiz arasındadır.

Bu sebepledir ki, “Cin” adıyla anılan bu görünmez varlıklardan uzak kalmanın en başta gelen tedbiri SİGARAdan uzak durmaktır…

Tasavvufta belli bir mertebe sahibi olduğu sanılan kişilerin, gerçekten o mertebenin ehli olup olmadığı, öğretisi içinde yer alan şu iki ana konudan belli olur…

  1. VAHDET…
  2. KADER…

Gerek farkında olmadan cinnî tesir altına girip kendini mürşid veya evliya sanan kişiler; gerekse de gerçekten cinlerle ilişkide olanlar, bu konulara girmekten kesinlikle kaçınırlar…

Bu iki konu cinlerin, akıl zayıflıkları sebebiyle uzak durdukları ve kendine bağladığı kişileri de uzak tutmaya çalıştıkları iki konudur…

Gerek cinler ve gerekse de bilerek veya bilmeyerek onlara tâbi durumda olanlar, insanları bu iki ilmi öğretmeyi hedef alan tasavvuftan uzak tutmak için ne kadar başka ilim varsa, bunların hepsiyle meşgûl ederler…

Nerede sizi “vahdet” ve “kader” ilminden uzak tutmaya çalışan bir kişi görürseniz orada cinnî izlerin mevcudiyetini öncelikle araştırmalısınız…

Cinlerin insanları bu iki ilimden uzak tutmaya çalışmasının ana sebebi öncelikle kendilerinin bu konuda yetersizlikleri sebebiyle kolaylıkla foyalarının ortaya çıkabilmesi; ikinci olarak da insanların bu iki ilimle hayallerinde yarattıkları tanrıdan kurtularak “ALLÂH”ı idrak edip gerçek “tevhid” ehli olma şanslarının çok büyük olmasıdır…

Elbette ki bu durum da cinlerin hiç hoşlarına gitmemektedir… Çünkü “İBLİS”in DÖLÜ OLAN CİNLERİN “ALLÂH”a karşı bütün insanları saptırma iddiaları vardır!..

Cinlerin, İslâm’ı kabul ettiğini söyleyen topluma verdikleri zarar, onların ölüm ötesi yaşamda ihtiyaç duyacakları enerjiden (nûrdan) mahrum kalmalarını oluşturacak fiiller telkin etmek suretiyle meydana gelir… Tasavvuf ehline ise, onları işin hakikatine yöneleceklerine, detaylarında oyalamak suretiyle zarar verirler.

İyi ahlâk, yasaklardan kaçınmak, ibadet; tasavvufun değil şeriatın konusudur!..

Eğer kişi, tasavvuf toplantılarında, bu saydığımız şeriatla ilgili hususlarla vakit geçiriyorsa, o henüz tasavvufla ilgilenmeye başlamamıştır.

Tasavvuf, şeriatla ilgili bu hususların üzerine bina edilen “VAHDET SIRRINA ERMEK” amacına yönelik çalışmalar ile başlar… Ki bu da ilgili eser ve kişilerden araştırılabilir.

Bir de müslüman cinler vardır…

Bunlar, kişiye çeşitli basit dinî bilgiler verirler… Verdikleri bilgilerin pek çoğu doğru da olabilmektedir… Genellikle dinî bilgilerden uzak kalmış bölgelerde bu çeşit durumlar tespit edilmektedir… Bazı evlerde de bu tipte kişiler görülmektedirler…

Ancak yukarıda her iki durumda da bahsettiğimiz olaylarda, cinlerle iletişim kuran kişiler, dış dünyanın cinleri bilmemesi ve hatta bu gibi şeylerden bahseden kişilerle alay etmesi sebebiyle, durumlarını açıklamamakta ve bu yüzden de bu tip olaylar çok güç tespit edilmektedir…

Bu tip olayların aksine, pek çok rastlanan Cin – İnsan ilişkileri ise, cinlerin kendilerini resmen bildirmeden başka başka yollarla sağladıkları bağlantılar hâlinde görülmekte, tespit edilmektedir…

Şimdi de cinlerin kendilerini fark ettirmeden insanlarla iletişim kurma şekillerini inceleyelim…

Kaynak :

AHMET HULUSi

https://www.ahmedhulusi.org/tr/kitap/ruh-insan-cin/cinlerin-kendilerini-tanitarak-iletisim-kurmalari/sigara-02

Author: RasitTunca

Bir cevap yazın