Kabe Hakkında Bilgiler | Kabenin Krokisi ve Kabenin Yönleri | Kabe Resimleri | Beytül Harem | Beytullah | Kabe | V150520210249 Serili Galeri

Kabe Hakkında Bilgiler – Kabenin Krokisi ve Kabenin Yönleri

Kabe Müslümanların kıblesi olarak bilinir. Dünyadaki tüm Müslümanlar namaz kılarken yönünü Kabe’ye göre ayarlar. Kabe’nin olduğu yere kıble denir ve namaz kılarken kıbleye yönelik namaz kılınır. Ayrıca Kabe yeryüzünde bilinen ilk mabet sayılır.

Kabe’yi İlk Kim İnşa Etmiştir?

Kabe Allah’ın (C.C) evidir. Kabe’ye Allah’ın evi denmesinin sebebi; Hac Suresi 26. ayet: Bir zamanlar Kabe’nin yerini İbrahim’e şu şekilde hazırlamıştık: Sakın hiçbir şeyi ortak koşma; tavaf edenler, orada kıyama duranlar, rüku edenler ve secdeye varanlar için Evimi tertemiz tut.

Bazı kaynaklarda Kabe’nin bilinenden çok eskilere dayandığı söyleniyor. İslami literatüre göre Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail tarafından yaptırılmıştır. Bazı zamanlarda sel felaketleri ile yıkılıp yeniden inşa edildiği de söyleniyor. Kabe’nin tarih süresince bir çok değişime uğradığı da söyleniyor. Bazı dönemler de belli kısımlarının yenilendiği bazı dönemler de ise tamamen yenilendiği söyleniyor. Kuran’a göre İbrahim ve İsmail peygamberler tarafından temelleri atılıp inşa edilmiş.

Kabe’nin Yapısal Özellikleri ve Bulunduğu Yer Neresidir?

Kabe’nin bulunduğu yer Mekke’dir. Merak edilen Kabe nerede sorusu Mekke- Suudi Arabistan’da bulunmaktadır. Mekke’de Mescid-i Haram içinde yer alır. İslam dinine göre kutsal sayılan kübik bir yapı. İslam dinine göre ilk ve en kutsal görülen mekandır.

Kabe yaklaşık bir küp biçimindedir. Kabe’nin Kuzeydoğu duvarı 12,63 kuzeybatı duvarı 11,03 güneybatı duvarı 13,10 metre güneydoğu duvarı 11,22 metre ve yüksekliği 13 metredir. Bu biçimde 145 m² alan üzerine kurulmuştur. Mekke tepelerinde bulunan granit taşlar Kabe duvarlarında kullanılmıştır.

Kabe’nin Bölümleri

Kabe içerisine yılda iki kez temizleme amaçlı olarak girilmektedir. Kabe kapısı zeminden daha yüksek olduğundan ötürü ona uygun bir tekerlekli merdiven kullanılarak Kabe’ye girilir. Kabe ahşap bir tavana sahiptir. Tabanı ise mermer ve kireçtaşlarından oluşur. İç duvarların alt kısmı mermer ile kaplıdır. bu mermer duvar üstüne üzerine Kur’an’dan ayetler kazılmış olan mermer tabletler konulmuştur. İç duvarların üst kısmı üzerinde altın işleme kullanılan Kur’an ayetleri bulunan bir yeşil bez ile kaplıdır.

1) Hacerü’l-Esved: Doğu köşesinde bulunan kara parlak taştır.

2)Kâbe Kapısı: Kâbe’nin doğu duvarında zeminden 2,13 metre yükseklikte bulunmaktadır.

3) Altın Oluk veya Mizab: Kuzey duvarı üzerinde bulunan altından yapılmış oluk.

4) Şâdervân

5) Hicr

6) Multezem

7) Makam-ı İbrahim: İbrahim ve oğlu İsmail Kâbe inşa edilmekteyken İbrahim’in ayak izinin olduğu bir bölge.

8) Hacerü’l-Esved veya Şarki köşe: Doğu köşesi.

9) Yemânî veya Ruknülyemânî köşe: Güney köşesi.

10) Şâmî köşe: Batı köşesi.

11) Irakî köşe: Kuzey köşesi.

12) Kâbe Örtüsü veya Kisve: Kabe’nin üzerine örtülen altın ce işlemleri olan ve hat yazıları bulunan siyah renkte örtü.

13) Tavaf’ın başlangıç çizgisi olarak kullanılan mermer bant.

14) Cebrail Makamı: Kâbe’nin doğu duvarının önünde kapının bulunmadığı bölümde “Irakî” köşesinin hemen yanında bulunan mevkii.

Kabe’nin Örtüsü Hakkında Bilgi

Kabe’nin örtüsü üç bölümden oluşmaktadır. Bu üç bölüm dış örtüsü, iç örtüsü ve kuşak bölümleridir.

Kâbe yada Kabe-i Şerif, (Arapça: الكعبة المشرفة) Mekke’de,Mekke-i mükerreme şehrinde…

Mescid-i Haram’ın ortasında dört köşeli, taştan inşaa edilmiş bir odadır. Müslümanlarca dünya üzerindeki en kutsal mekan kabul edilir. Müslümanlar Namaz kılarken yüzlerini Kabe’ye dönerler. Ölüler yüzleri Kabe’den geçen meridyene bakacak şekilde gömülür. Kabe, Hac ibadeti için her yıl dünyanın dört bir yanında milyonlarca Müslüman tarafından ziyaret edilir. Yapılış tarihi hakkında kesin bir bilgi yoktur. Hz. İbrahim tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. İslamiyetten önce de Araplar tarafından kutsal sayılan Kabe’de birçok put bulunmaktaydı. Mekke’in fethinden sonra Kabe putlardan temizlenmiş ve onarılmıştır .

Kabe’nin duvarları siyah taşlardan yapılmıştır. 25 cm yükseklikte ve 30 cm kadar çıkıntılı bir mermer kaide üzerinde bulunmaktadır. Bu duvarlar yere kadar inen ve yer hizasında kaideye bakır halkalarla bağlanan siyah bir örtü ile örtülüdür. Tek parça olup her yıl yenilenen örtünün yalnız kapı ve damdaki oluğun hizasına gelen kısmı kesiktir. Örtü ipekli bir kumaştan dokunmuş olup, üzerine Kelime-i Şehadet işlenmiş, dama yakın kısmında çevresine altın işlemeli bir şerit geçirilmiş; kemer biçiminde olan bu şeride de Kur’an ayetleri işlenmiştir. Kabe’nin kuzey-batı duvarında yerden 2 m. kadar yükseklikte, yer yer yaldızlı, gümüş kaplı bir kapı bulunmaktadır. Kapıya özel olarak yapılmış tekerlekli bir merdivenle çıkılmakta ve kapı öyle açılmaktadır. Kabe’nin içinde tavana çıkmak için bir merdiven ve üç ağaç sütun bulunmaktadır. İç duvarlar ve yerler mermer kaplıdır. Tavanda altın ve gümüş kandiller asılıdır. Kapıya yakın bir yerde Hacer-i Esved yerleştirilmiş ve gümüş bir çemberle çevrilmiştir. Hacer-i esved’in tam karşısında Zemzem kuyusunun bulunduğu bina vardır. Kabe’nin çevresindeki tavaf yeri mermer döşelidir.


Kanuni Sultan Süleyman tarafından tavanı onarılan Kabe, beşinci onarımını I. aHMED döneminde görmüş, IV. Murad döneminde çıkan sel baskını sonucunda üç cephesi yıkılmış ve yine aynı padişah tarafından onarılmıştır.

Kâbe’nin fiziksel özellikleri ve konumu

Kâbe’nin geniş duvar yapısı bir küp biçimindedir.

Duvarlarında kullanılan taşlar Mekke tepelerindeki granit taşlardır.

Tavanı ahşaptır.

Kâbe, kuzeydoğu duvarı 12.63; kuzeybatı duvarı 11.03; güneybatı duvarı 13.10; güneydoğu duvarı 11.22 ve yüksekliği 13 m olan 145 m² alan üzerine kurulmuştur.

Üzeri altın işlemeli hat yazıları bulunan siyah bir örtü (sitâre) ile örtülüdür. Örtüsü her sene hac mevsiminde yenilenmektedir.

Kâbe’nin köşeleri yaklaşık olarak dört ana yönü gösterir. Köşelerden her birinin ayrı ismi vardır. Doğu köşesine “Hacer-ül Esved” veya “Şarki”, kuzey köşesine “Irakî”, batı köşesine “Şâmî” ve güney köşesine de “Yemânî” denir.

Kâbe’nin küresel yer bulma sistemindeki yeri 21°25′24″N, 39°49′24″E.

Siyah granit türü taş ile inşaa edilmiş olan Kabe, şazarvan denen 25 metre yüksekliğindeki 30 santimetre kadar dışa taşan bir taban üzerinde yükselir. Köşeleri 4 ana yöne bakar. Kuzeybatı duvarında yerden 2 metre yüksekliğinde bir kapısı vardır. Doğu köşesinde yerden 1.5 yükseklikte duvara yerleştirilmiş olan Hacer-ül Esved ile kapı arasında kalan bölümü multazam adı verilir. Hacılar ellerini buraya koyarak dua ederler. Kâbe, yere kadar inen ve uçunda bakır halkalarla şazarvana tutturulan siyah bir örtü ile örtülüdür. Kisve denilen örtünün kapı ve oluklara rastlayan yerleri, kesiktir. Kesik yerlerin kenarları sırma işlemelidir. Bu örtü, Osmanlı döneminde Mısır’da özel olarak dokutulurdu. Her yıl, 25 ya da 28 Zilkade’de bu örtü kaldırılır ve yerine geçici olarak uçları yerden ancak 2 metre yukarıya kadar inen beyaz bir örtü örtülür. Buna Kâbe’nin ihrama girmesi denir. Bu sene 29 Mart’a denk gelecek olan Zilhidçe ayının birinde ise Kâbe, baştan başa gülsuyu ile yıkanacak ve altın sırmalı siyah örtüsü yenilenecek.

Kâbe’nin kuzeybatı duvarının tam karşısında bir metre yükseklikte, 1.5 metre kalınlığında yarım daire biçiminde beyaz mermerden bir duvar vardır. Bu duvarın çevrelediği alana Hatim denir ve Kâbe’nin içi sayılır. Bu bölümde Hz. İsmail ile annesi Hacer’in gömülü olduklarına inanılır.

Kâbe’nin tavaf edildiği taş döşemenin üzerinde sığ bir çukur vardır. Hz. İbrahim’in Kâbe’yi yaparken, bu çukurda harç kardığı söylenir. Yine aynı yönde Makam-ı İbrahim denilen bir taş vardır. Bugün küçük kubbeli bir yapı ve cam muhafaza içine alınmış olan bu taşı Hz. İbrahim’in Kâbe’yi inşa ederken, iskele gibi kullandığına ve üzerindeki çukurluğunda onun ayak izi olduğuna inanılır.

Kâbe’nin yapısı sade fakat heybetlidir. Üzerindeki örtü ipekli bir kumaştan dokunmuş olup, üzerine Kelime-i Şehadet işlenmiş, çatıya yakın kısmında çevresine altın işlemeli bir şerit geçirilmiş; kemer biçiminde olan bu şeritte de Kur’an ayetleri işlenmiştir.

Mescid-i Haram (Arapça: المسجد الحرام): Kâbe’nin de içinde bulunduğu alanı çevreleyen büyük mescide “Mescid-i Haram” denilmektedir. “Hürmetli Mescid” anlamına gelen bu ifade Kur’an’da 16 ayette yer almaktadır.

Mescid-i Haram’ın doğu köşesine işaret taşı olarak farklı renk ve özelliğe sahip olan siyah taş demek olan “Hacer-ül Esved” yerleştirilmiş ve gümüş bir çerçeveyle çevrilmiştir. Bu taşın İbrahim’den günümüze kadar gelen bir hatıra olduğu kabul edilir.

Kâbe, İbrahim ve İsmail’den sonra birçok değişikliklere maruz kalmıştır. Çeşitli dönemlerde kısmen ya da bütünüyle yeniden inşa edilmiş ve günümüzdeki haline ulaşmıştır. Şu anda Kâbe, Mescid-i Haram ile birlikte toplam 361.000 metrekarelik bir alanı kapsamaktadır.

Kâbe’nin Konumu


Kâbe toplumlarca kutsal ve saygın olarak bilinirdi. Hintliler Kâbe’ye saygı gösterirlerdi ve kendilerince üçüncü uknum olarak kabul edilen “sifa”nın ruhunun, eşiyle birlikte Hicazı ziyaret ettiği sırada Hacer-ül Esved’e hulul ettiğini söylerlerdi.

Fars ve Keldani Sabiileri onu yedi büyük evden biri kabul ederlerdi. 53 Bir de, eski ve uzun süre ayakta kalmış olması dolayısıyla Zühal’in evi olduğuna inanılırdı.

Farslar da Kâbe’ye saygı gösterirlerdi. Hürmüz’ün ruhunun ona hulul ettiğine inanırlardı. Bazen Hac için gittikleri de olurdu.

Yahudiler ona saygı gösterir, İbrahim’in dini üzere orada Allah’a ibadet ederlerdi. İçinde resimler ve heykeller bulunurdu. Bunlar arasında ellerinde fal okları bulunan İbrahim ve İsmail’in resimleri de yer alırdı. Bakire Meryem’in ve Mesih’in resmi de yapılmıştı. Bu da Yahudiler gibi Hıristiyanların da ona saygı gösterdiklerinin tanığıdır.

Araplar da Kâbe’ye büyük bir saygı gösterirlerdi. Onu Allah’ın evi kabul ederlerdi. Her taraftan gelip ona hac ziyaretinde bulunurlardı. Kâbe’nin İbrahim tarafından yapıldığını söylüyorlardı. Hac, İbrahim’in Araplar arasında tevarüs eden dininin bir kuralıydı.

Kâbe’nin Yönetimi


Kâbe’nin yönetimi İsmail’in elindeydi. Ondan sonra bu görev oğullarına geçti. Sonra Curhum kabilesi onlara karşı üstünlük sağlayıp Kâbe’nin yönetimini ele geçirdiler. Ardından Kerker oğullarından bir taife olan Amalikler, Curhum kabilesiyle bir dizi savaşa girişip Kâbe’ye sahip oldular. Amalikler Mekke’nin aşağı kısmına konaklamışlardı. Curhumlular da yukarı kısmına yerleşmişlerdi. İçlerinde melikleri de vardı.

Sonra talih Curhumlulardan yana döndü; Amalikleri yenilgiye uğratıp Kâbe’nin yönetimini ele geçirdiler. Böylece yaklaşık olarak üç yüz yıl yönetim onların elinde kaldı. Hz. İbrahim’in yapısına eklemede bulundular, duvarlarını yükselttiler.

İsmail oğulları güçlenip çoğalınca, artık belli bir caydırıcı kuvvete kavuşunca, Mekke onlara dar gelmeye başladı. Bunun üzerine Curhumlular’la savaştılar, onları yenilgiye uğratıp Mekke’den çıkardılar. O sırada İsmail oğullarının başında Amr b. Luhay bulunuyordu. Kendisi Huzaa kabilesinin büyüğüydü. Mekke’nin yönetimini ele geçirip Kâbe’nin işlerini kendi uhdesinde topladı. Kâbe’nin üzerine putları koyup insanları onlara tapmaya çağıran ilk kişi odur. Kâbe’nin üzerine koyduğu ilk put “Hubel”dir. Onu Şam’dan getirmiş, Kâbe’nin damına koy-muştu. Ardından başka putlar da getirmişti. Böylece putların sayısı artmış ve Araplar arasında puta tapıcılık yayılmış ve tek ilaha kulluğu esas alan Hanif dini yok olmuştu.

Curhum kabilesinden Şahne b. Halef konuyla ilgili olarak Amr b. Luhay’a hitaben şöyle der:

“Ey Amr, ilahlar icad ettin sen. Çeşit çeşit Mekke’de, evin çevresine putlar diktin. Oysa Kâbe’nin bir tane Rabbi vardı, ebedi… Ama sen, insanlar içinde, onun birçok Rabbinin olmasını sağladın. Yakında bileceksiniz ki, Allah kısa süre sonra, sizin dışınızda evi için bir koruyucu seçecektir.”

Kâbe’nin yönetimi Halil el-Huzai zamanına kadar Huzaa oğullarının elindeydi. Halil kendisinden sonra yönetimi kızına verdi. Kızı da Kusay b. Kilab’ın karısıydı. Kâbe kapısını açıp kapatmayı Huzaa oğullarından Ebu Gabşan el-Huzai adlı birine verdi. Ebu Gabşan bu görevi, bir deve ve bir fıçı şarap karşılığında Kusay b. Kilab’a sattı. Bu olay Araplar arasında bir darb-ı mesel olmuştur: “Ebu Gabşan’ın alış verişinden daha zararlı…” diye.

Böylece yönetim Kureyş’e geçti. Kusay Kâbe’nin yapısını yeniledi. Daha önce buna değinmiştik. Durum,

Hz. Muhammed (S.A.V.) Mekke-‘yi fethetmesine kadar bu şekilde devam etti. Resulullah (S.A.V.) Kâbe’ye girdi, duvarlardaki resim ve kabartmaların silinmesini, içindeki putların kırılmasını emretti. Üzerinde Hz. İbrahim’in iki ayağının izi bulunan taş, yâni Makam-ı İbrahim, o sırada Kâbe’nin yakınlarındaki koruma altında bir şeyin içindeydi. Sonra bugün bilinen yere gömüldü. Burası dört sütun üzerinde duran bir kubbedir. Tavaf edenler namaz kılmak amacıyla buraya yönelirler.

Kâbe’yle ilgili haberler ve onunla bağlantılı dinsel uygulamalar çok ve uzundur.

Kabe’nin Tarihi


Kabe, İslam’dan önce çoktanrılı inançlarca kullanılan bir tapınaktı ve Arap Yarımadasının dört bir yanından hacılar Kabe’yi ziyaret ediyorlardı.1 Daha erken dönemlerdeki tarihine ilişkin yeterli bir bilgi yoktur.1

Kuran’da İbrahim ve İsmail peygamberler tarafından Kabe’nin temellerinin yükseltildiği yazar. Bu ayetin meali tartışmalı olmakla birlikte genel olarak İslam’da Kabe’nin ilk olarak Adem tarafından yapıldığına ancak ondan geriye sadece temellerinin ayakta kaldığına inanılır:

“Hani İbrahim, İsmail ile birlikte evin (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyor, “Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin” diyorlardı.”

Kâbe, tarih boyunca birçok değişikliklere maruz kalmıştır. Çeşitli dönemlerde kısmen ya da bütünüyle yeniden inşa edilmiş ve günümüzdeki haline ulaşmıştır. Günümüzde Kabe’yi barındıran Mescid-i Haram, toplam 361.000 metrekarelik bir alanı kapsamaktadır.

Kâbe’nin etrafını çeviren ve Kâbe yüksekliğini aşmayan kubbeli yapı (revaklar), Osmanlı padişahı II. Selim zamanında yapılmış, planlarını Mimar Sinan hazırlamıştır.

İslamiyetten önce


Kâbe’yi ilk kez inşa eden kişinin Hz. İbrahim (a.s) olduğu tevatür düzeyinde kesin bir tarihsel olgudur. O dönemde bölgede İbrahim’in oğlu İsmail ile Yemen’den gelen kabilelerden olan Curhum kabilesi yaşıyordu. İbrahim Kâbe’yi yaklaşık olarak dörtgen şeklinde inşa etmişti. Dört yöne bakan köşeleri, esen şiddetli rüzgarların etkisini kırıyor, zarar vermesini engelliyordu.

Kâbe, Amalikler’in yeniledikleri güne kadar İbrahim’in inşa ettiği şekilde kaldı. Sonra Curhum kabilesi (veya tam tersine önce Curhum ve daha sonra Amalikler) Emir-ül Mü’minin’den gelen rivayette belirtildiği gibi yeniden onu inşa ettiler.

Kâbe’nin yönetimi, hicretten önce ikinci yüzyılda Peygamberimizin atalarından biri olan Kusay b. Kilab’ın eline geçince, onu yıkıp yeniden sağlam bir şekilde inşa etti. Devm (bir çeşit hurma ağacına benzer) ve hurma ağacı kerestesinden bir tavan yaptı. Yanına da Dar-un Nedve’yi inşa etti. Yönetim işlerini ve ileri gelenlerle istişare etmeyi burada yürütüyordu. Sonra Kâbe duvarlarının baktığı yönleri Kureyş oymakları arasında bölüştürdü. Onlar da evlerini Kâbe’nin etrafındaki tavaf alanının çevresinde yaptılar. Evlerinin kapılarını Kâbe’ye açılacak şeklide planladılar.

Peygamberimizin peygamber olarak gönderilişinden beş yıl önce bir sel sonucu Kâbe yıkıldı. Kabileler Kâbe’yi yeniden inşa etmek için iş bölümü yaptılar. Duvarlarını yapan usta Yunanlı (Rum) Yakum’du. Mısırlı bir marangoz da ona yardım ediyordu. Sıra Hacer-ül Esved’in yerleştirilmesine gelince, onu yerine koyma onuruna kimin erişeceği hususunda aralarında tartışma çıktı. Sonunda Hz. Muhammed’in (S.A.V.) hakemliğine başvurmaya karar verdiler. Peygamberimiz (S.A.V.) o sırada otuz beş yaşındaydı. Kureyşliler onu akıllı, ileri görüşlü, doğru biri olarak biliyorlardı. Hz. Muhammed bir aba istedi. Hacer-ül Esved’i örtünün üzerine koydu. Sonra her kabilenin temsilcisinin örtünün bir ta-rafından tutup kaldırmasını istedi. Taşın konulacağı doğu tarafındaki yere kadar yükselttiklerinde, Hz. Muhammed (S.A.V.) taşı tutup yerine yerleştirdi. Yapılan harcamalar onlara ağır gelmeye başladığında, yapıyı bugünkü hali üzere bıraktılar. Böylece Kâbe’nin bazı bölümleri yapı dışında kaldı. Binayı küçülttüklerinden Hacer-ül Esved tarafındaki Hicr-i İsmail dışarıda bırakılmış oldu.

İslamiyetten sonra

Kâbe, Yezid bin Muaviye döneminde Abdullah bin Zübeyr’in Hicaz’a egemen olduğu zamana kadar bu şekilde kaldı. Yezid’in Mekke’deki kumandanlarından Husayn, İbn-i Zübeyr’le savaştı. Kâbe mancınık atışından isabet aldı. Daha sonra yıkıldı, örtüsü ve bazı ahşap bölmeleri yandı. Sonra Yezid ölünce kuşatma kaldırıldı. İbn-i Zübeyr Kâbe’yi yıkıp yeniden inşa etmek istedi. Bu amaçla Yemen’den arıtılmış kireç getirildi. Duvarları onunla yapıldı. Hicr-i İsmail Kâbe’nin içine dahil e-dildi. Kapının yere bitişik olması sağlandı. Karşı duvarda bir kapı daha açıldı. İnsanlar birinden girip diğerinden çıksınlar diye. Yüksekliği yirmi yedi zira (yaklaşık on üç buçuk metre) olarak öngörüldü. Bina tamamlanınca, Kâbe’nin içine ve dışına misk ve esans sürüldü. Üzeri halis ipek kumaşla örtüldü. Kâbe’nin onarımı Hicri 64 yılının recep ayının 17’sinde tamamlandı. Sonra Abdulmelik b. Mervan halife oldu. Komutanlarından Haccac b. Yusuf’u İbn-i Zübeyr’le savaşmak üzere görevlendirdi. Nihayet İbn-i Zübeyr yenildi ve öldürüldü. Haccac Kâbe’ye girdi ve İbn-i Zübeyr’in yaptığı değişiklikleri Mervan’a duyurdu. Mervan Kâbe’yi eski haline döndürmesini emretti. Bunun üzerine Haccac Kâbe’nin kuzey tarafını altı zira ve bir karış kadar yıktı. Bu duvarı Kureyş’in attığı temel üzerinde yeniden inşa etti. Doğuya bakan kapıyı yerden biraz yüksekçe olmasını sağladı, ötekini kapat-tı sonra kalan diğer taşları yerlere döşedi.

960 tarihinde Osmanlı Sultanlarından Sultan Süleyman tahta gelince, Kâbe’nin çatısını değiştirdi. 1021 tarihinde tahta geçen Sultan Ahmet, 1039 Tarihinde meydana gelen büyük selin yıktığı kuzey, doğu ve batı duvarlarını onardı. Sonra Osmanlı Sultanlarından 4. Murad zamanında bir kez daha onarıldı. Kâbe o günden günümüze, yâni hicri-kameri bin üç yüz yetmiş beş veya Hicri-Şemsi bin üç yüz otuz sekiz tarihine kadar herhangi bir onarım geçirmemiştir.

Mescid-i Haram


Kâbe’nin de içinde bulunduğu alanı çevreleyen büyük mescide “Mescid-i Haram” (Arapça: المسجد الحرام) denilmektedir. “Hürmetli Mescid” anlamına gelen bu ifade Kur’an’da 16 ayette yer almaktadır. Mescid-i Haram’ın doğu köşesine işaret taşı olarak farklı renk ve özelliğe sahip olan ve Arapça’da siyah taş demek olan “Hacer-ül Esved” yerleştirilmiş ve gümüş bir çerçeveyle çevrilmiştir. Bu taşın Adem’den günümüze kadar gelen bir hatıra olduğu kabul edilir.


    Hacer-ül Esved

Tavafa başlama ve tavafı bitirme noktasıdır.  Bu “Siyah Taş “ anlamındaki mübarek nokta için bir çok rivayet bulunmaktadır.  Cennetten indiği ve Kıyamet  Günü’nde şahitlik yapacağı ile ilgili rivayetler aktarılmıştır. Ayrıca Peygamber Efendimiz (SAV) bir defasında ona dudaklarını yapıştırarak uzun süre ağlamıştır.

    Makam-ı İbrahim

Kabe-i Muazzama’nın kapısının tam karşısına doğru yaklaşık olarak 10 metre mesafededir.  Kur’an-ı Kerim’de iki defa bu mübarek yerin ismi zikredilmiştir.  Peygam Efendimiz (SAV) İbrahim Makamı’nın arkasında iki defa namaz kılmıştır.  Cam fanus içerisinde İbrahim Aleyhiselamın , Kabe’yi inşa ederken üzerinde durduğu taş parçası üzerine çıkmış olan ayak izleri yer almaktadır.

    Altın Oluk

Müslümanların kıblesi Mescid-i Akasa’dan Kabe-i Muazzama’ya çevrildiğinde,  Mescid-i Nebevi’nin kıblesi Altın Oluk’un bulunduğu tarafa denk gelmiştir. Bu sebepten ötürü Peygamber Efendimiz’in (SAV) kıblesi olarak kabul edilmiş ve meşhur olmuştur.  Hazreti Peygamberimiz (SAV) tavaf yaptığı sıralarda Altın Oluk’un altına denk geldiği zamanlarda şöyle dua ederdi : “Allah’ım senden ölüm anında rahatlık, hesap anında da af dilerim “

    Mültezem

Hacer-ül Esved ile Kabe-i Muazzama kapısı arasında kalan bölümün adıdır.  Bazı rivayetlerde Peygamber Efendimiz’in (SAV) bu bölümdeki Kabe duvarına mübarek göğsünü dayayarak ellerini açıp oraya yapıştığı ve bu şekilde Cenab-ı Hakka niyazda bulunduğu bildirilmektedir.  Burada bu şekilde yapılan dualırın kabul edileceği şeklinde rivayetler bulunmaktadır.

    Müstecar

Mültezem’in simetriği içinde yer alan, Rükn-ül Yemani ile İlk Kabe kapısı arasında kalan ve bir rivayete göre , Hz Adem’in tövbesinin kabul edildiği bölgenin adıdır.

    Rüknülyemani

Tavaf yaparken Şam köşesini geçtikten sonraki ve Hacer-ül Esved köşesine varmadan önceki köşedir.  Bu köşeye geldikten sonra Rabbena Atine duası 3 defa okunur.  Bir rivayete göre bu bölgede 70000 melek bulunmaktadır.

    Şazervan

Kabe-i Muazzama’nın temellerinin dışarıda kalmış bölümleri mermer ile kapatılmıştır.  Hicr tarafında bulunan kuzeybatı duvarı hariç diğer taraflar mermer levhalarla kaplanmıştır. Bu kaplamaya Şezervan denilmektedir.

    Hicr

Aslında Kabe-i Muazzama’nın bir parçasıdır. Hatim adındaki duvarla çevrilmiştir. Peygam Efendimiz (SAV) Kabe’nin içinde namaz kılmak isteyen burada kılsın buyurmuştur.

    Safa ve Merve

Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın koyduğu sembollerden biri olarak belirtilmiştir. Safa tepesi Merve’ye göre Kabe’ye daha yakındır. Aralarındaki mesafe yaklaşık olarak 400 metredir.  Safa –Merve arasında say yapılır.

KABE’NİN YAPISI VE ÖLÇÜLERİ

Kâbe’nin planı

Kâbe’nin de içinde bulunduğu alanı çevreleyen büyük mescide “Mescid-i Harâm” denilmektedir. Kâbe’nin geniş duvar yapısı yaklaşık bir küp biçimindedir. Kabe’nin Kuzeydoğu duvarı 12,63 kuzeybatı duvarı 11,03 güneybatı duvarı 13,10 metre güneydoğu duvarı 11,22 metre ve yüksekliği 13 metredir. Böylece 145 m² alan üzerine kurulmuştur. Duvarlarında kullanılan taşlar Mekke tepelerindeki granit taşlardandır.

Kâbe’nin bölümleri

Kâbe’nin içerisine ancak yılda iki defa (Ramazan ayı başlamadan ve Kurban Bayramı ile Hac ziyaretleri başlamadan yaklaşık 15 gün önce) “Kâbe’yi temizleme töreni” adı verilen törenle Kâbe’nin anahtarını geleneksel olarak ellerinde tutan Beni Şeybe kabilesi mensupları ve seçilmiş misafirler girebilmektedir. Kâbe kapısı zeminden yüksekte olduğu için özel bir tekerlekli merdiven kullanılarak girilir. Kâbe’nin tavanı ahşaptır. Tabanı mermer ve kireçtaşı kareler ile kaplıdır. Tavana kadar iç duvarlarının alt yarısı mermerle kaplı olup bu mermer duvar üstüne üzerine Kur’an’dan ayetler kazılmış olan mermer tabletler konulmuştur. İç duvarların üst tarafı üzerinde altın işleme ile Kur’an ayetleri bulunan bir yeşil bez ile kaplıdır.

Hacerü’l-Esved: Doğu köşesinde bulunan kara parlak taştır. Müslümanlar tarafından Cennet’ten indiğine inanılır. Kâbe’de çıkan bir yangında bu taş ısı değişimi nedeniyle kırılıp 15 parçaya bölünmüştür. Günümüzde taşın parçaları gümüş bir çerçeveyle bir arada tutulmaktadır. Görünen kısmı yaklaşık 16,5×20 cm’dir. 930’da Mekke’yi basıp Kâbe’yi ellerine geçiren Ebu Tahir Cannabi idaresindeki Karamatiler bu taşı Mekke’den alıp Doğu Arabistan’da üsleri olan el-Ahsa vahasına götürmüşler ve Abbasiler de 952’de bu taşı geri almak için büyük fidye ve tazminat vermek zorunda kalmışlardır.

Kâbe Kapısı: Kâbe’nin doğu duvarında zeminden 2,13 metre yükseklikte bulunmaktadır.

Altın Oluk veya Mizab: Kuzey duvarı üzerinde bulunan altından yapılmış oluk. Mekke’de ender yağan yağmur sularını Kâbe’nin çatısından indirmek için 1627’de Osmanlılar tarafından yapılmıştır.

Şâdervân: Kâbe’nin duvarlarının diplerini yağmur ve sel sularından korumak amacıyla yapılan mermerden koruma.

Hicr: “Hicru İsmail” olarak da bilinen, Kâbe’nin batı duvarının önünde bulunan ve 90 cm yüksekliğinde ve 1,5 m eninde beyaz mermerden yapılmış “İsmail Duvarı” ya da “Hatîm” adı verilen kavisli yarım daire şeklinde alçak duvarla sınırlanmış bir bölge.

Multezem:
Kâbe’nin doğu duvarında Kâbe kapısı ile Hacerü’l-Esved arasındaki duvar kısmı. Bazı hadislerde multezemin duaların kabul edildiği mubarek bir yer olduğu belirtilmiştir. Peygamber ile sahabe ve tabiinden birçok kimsenin burada dua ettiği nakledilmiştir. Abdullah b. Amr b. As, Peygamber’in multezeme gelerek göğsünü, yüzünü ve ellerini açarak oraya yapıştırdığını ve o şekilde dua ettiğini rivayet etmektedir. Ancak izdihamdan dolayı günümüzde başkalarına eziyet etmeden bunun yapılmasına imkân yoktur. Bu sebeple multezemin karşısında durularak dua edilmesi daha uygundur.

Makam-ı İbrahim: İbrahim ve oğlu İsmail tarafından Kâbe inşa edilmekte iken İbrahim’in ayak izini bıraktığı bir mevki.

Hacerü’l-Esved veya Şarki köşe: Doğu köşesi.

Yemânî veya Ruknülyemânî köşe: Güney köşesi.

Şâmî köşe: Batı köşesi.

Irakî köşe: Kuzey köşesi.

Kâbe Örtüsü veya Kisve: Kâbe’nin üzerine örtülen altın işlemeli hat yazıları bulunan siyah bir örtü. Üzerindeki örtü ipekli bir kumaştan dokunmuş olup, üzerine Kelime-i Şehadet işlenmiş, çatıya yakın kısmında çevresine altın işlemeli bir şerit geçirilmiş; kemer biçiminde olan bu şeritte de Kur’an ayetleri işlenmiştir. Bu örtü her sene hac mevsiminde yenilenmektedir.

Cebrail Makamı: Kâbe’nin doğu duvarının önünde kapının bulunmadığı kısımda “Irakî” köşesinin hemen yanında bulunan mevkii.

Kâbe’nin Dini önemi

Kâbe, Müslümanların namaz ibadetleri sırasındaki yöneldikleri kıbledir. Hanefi mezhebine göre Kâbe ve onun üzerinden semaya doğru olan boşluk kıbledir, Şafii mezhebine göre sadece Kâbe’nin bina kısmı kıbledir.

Hac

İslam’ın şartlarından olan Hac ibadeti Kâbe ziyaretini ve tavafını da kapsar. İslâm’ın beş temel şartından biri olan Hac sırasında Kâbe; farz olan ziyaret tavafı ve vacib olan veda tavafı ile en az iki kere tavaf edilir. Bunların dışındaki tavaflar ise sünnettir. Tavaf, (yukarıdan bakıldığında) saat yönünün tersine bir yönde Hacerü’l-Esved köşesinden başlayarak Kâbe’nin etrafında yedi tam tur yürümektir. Tavaf sırasında dönülen her bir tura ise şavt denir. Tavaf ayrıca Umre’nin de şartları arasındadır. Hac sırasında yaklaşık 6 milyon hacı toplanarak aynı gün tavaf yaparlar.

Kabe Resimleri | Beytül Harem | Beytullah | Kabe | V150520210249 Serili Galeri

Author: RasitTunca

Bir cevap yazın