Matbaacılık Hakkında Bilgiler

Matbaacılık Hakkında Bilgiler

Matbaacılık ya da basımcılık[1], metin ve görüntülerin genellikle kâğıt gibi yüzeyler üzerine basılarak çoğaltılma işidir.

Tarihi

Başlangıç: Doğu Asya

Çinliler, MÖ 13. yüzyıldan beri belgeleri damgalamak için mühürler kullanıyorlardı.[2] Çin mühürlerinin erken tipi Shang Hanedanlığı’nın sonlarında (MÖ 1600 – 1100) ortaya çıktığından beri, mühürlerin belirli unsurları ve mühürlü çerçeve tamamen gelişmiştir ve mühürlerin evrimi ve kullanımı hiç durmamıştır. Bu nedenle Çin’de matbaanın erken dönem keşfi sürpriz olmamıştır.[3] Matbaanın ilk kez kullanılması Uzak Doğu’da başlamıştır. İlk matbaa, ağaç oyma tekniği kullanarak, MS 593’te Çin’de kurulmuş, ilk basılı gazete de MS 700’de Pekin’de çıkmıştır. Dokuzuncu yüzyılda, Çin’de ilk basılı kitap, şu an İngiliz Kütüphanesi’de bulunan 11 Mayıs 868 tarihli Diamond Sutra’dır.[4]

8. yüzyılda Japonya’da baskı yapıldığı, İmparatoriçe Shotoko’nun Budizm’in kutsal metinlerini Sanskrit dilinde Çin alfabesiyle bastırdığı bilinmektedir. Bilinen en eski eksiksiz basma kitap olan Tianemmen ruloları Çin’de 868’de basılmıştır. İlk kez tek tek harfler dökerek baskı yapmayı da 1040 yıllarında Pi Sheng adında Çinli bir demircinin dökme harfler kullanarak denediği bilinmektedir.

Kore’de, 1377’de Goryeo Hanedanlığı döneminde basılmış ve hareketli metal tipiyle basılmış dünyanın en eski mevcut kitabı Jikji (Korece telaffuz: [tɕiktɕ͈i])’dir.[5] Jikji “Büyük Budist Rahiplerin Zen Öğretileri Antolojisi” olarak çevrilebilecek bir Kore Budist belgesinin kısaltılmış başlığıdır. Jikji, Johannes Gutenberg’in bastığı ilk kitap “42 Satırlı Kutsal Kitap, ya da diğer ismiyle Mazarin Kutsal Kitabı”ndan 78 yıl önce, Heungdeok Tapınağı’nda yayımlamıştır.[6]

Batıya doğru yayılma

Tun-Huang mağarasındaki buluntular, matbaayı Çinlilerden alan Uygurların 9. yüzyıldan itibaren baskı yaptığını göstermektedir. Öte yandan, Çin’den mi geldiği yoksa bağımsız mı geliştirildiği bilinmese de, Mısır’da 4. yüzyıldan itibaren kumaş üzerine ağaç oyma kalıplarla baskı yapılmaktaydı. Arap dünyası’nda ise 9. yüzyılda ve 10. yüzyılda dualar için blok baskı geliştirildi. Bu baskı malzemelerinin ahşaptan değil de kil, bakır ve kalay gibi malzemelerden yapıldığını gösteren bazı bulgulara erişildiyse de kullanılan teknikler belirsizdir. [16] İçeriklerinden dolayı etkisi İslam dünyası ile sınırlı kalmıştır. Baskının Kuran ve hadislerden belirli pasajlar için kullanılmaya geçilmesiyle Çin’deki gibi kâğıt üzerine baskı tekniğine geçildi ve bu sayede hadislerden pasajları içeren eserlerin üretiminde önemli bir artış oldu. Artık Mısır’da baskı, bu metinleri kâğıtlar üzerine çoğaltmak ve bu metinlere oluşan taleple birlikte onların farklı kopyalarının oluşturulması üzerine yoğunlaştı. [17]

Görsel Matbaa

15. yüzyıl matbaacıları genellikle kitap formatını kullanmış olmalarıyla beraber, tahta kalıba baskı yöntemini de resim işlemek için kullanmışlardır. Tahta kalıba baskı, metale işleme tekniğinden daha önce uygulanmıştır. Albrecht Pfister 1461’te bastığı kitaplarda tahta kalıba baskı tekniğini kullanmaktaydı. Bakır oyma baskı tekniği daha ince çizgiler üretilmesi için kullanışlıydı ve haritaların basımında kullanılıyordu. Ancak bakırla üretilen görseller, kitap baskısından farklı bir baskı tekniği gerektirdiği için tahta kalıba baskılar kitap görselleri için yeterince tatmin ediciydi. 1550’lerinde sonrasında yeni tekniklerin üretimine kadar basımda görselleme tahta baskı yöntemiyle gerçekleşti.[7]

Anlatı geleneği, insanlık tarihiyle yaşıttır. Bütün medeniyetlerde gelenek önce sözlü anlatımla yürüdü, büyüdü, yayıldı.
Anlatım geleneği ve iletişim, yazının bulunmasıyla birlikte kurşun, bakır, gümüş ve altın gibi madenlerden yapılan levhalarda, ağaçlarda, taşlarda, papirüslerde ve parşömenlerde hayat buldu.
Ve nihayet kâğıdın icadıyla da kalemle kâğıt kavuşmuş, yazı geleneği insanoğlunun en önemli iletişim aracı hâlini almış oldu. Basit ve çalakalem yapılan resimlerden sembolik şekillere, harf dizilerinden yazı biçimlerine ve geliştirilen özel dillerin abecelerine giden bir serüvenden ibaret yazma eylemi.
Yazma ihtiyacı zamanla bilgiyi depolama, çoğaltma, yayma ve saklama gibi kaygı ve istekleri de beraberinde getirdi. El yazması eserler, önceleri bu ihtiyacı büyük oranda görse de ilerleyen süreçte hem yetersiz gelmeye başladı hem de fazla emek istiyor ve bu da çok yorucu oluyordu.
Bu kez yazma ve yazılanı çoğaltma işini daha kolay hâle getirecek teknik bir yazı çoğaltma aracının ihtiyacı doğmuştu: Matbaa. İnsanoğlunun hayatını kolaylaştırma güdüsüyle bulunan bütün icatlar gibi matbaanın icadı da insanlık tarihinde önemli bir yere sahiptir.
Matbaa, milletler arası kültür alışverişi, tarih, edebiyat, kültür ve medeniyetlerin sonraki nesillere aktarımı, bilginin yayılması ve artması gibi hususlarda âdeta dünyanın seyrini değiştiren kırılma noktalarından biri olmuştur.
Günümüzde kullanılan matbaanın icadı, 1450 yılında Almanya’nın Mainz kentinde Johannes Gutenberg tarafından geliştirilmiştir. Gutenberg’in bulduğu bu hareketli metal harf sistemiyle yazının insan hayatındaki gerçek değeri anlaşılmıştır. Böylece bilginin teknik ve sistemli aktarımı sayesinde sanayileşmenin, modern hayatın ve hatta şu anki teknolojik gelişmelerin büyük kısmının da yolu açılmış oldu.
Hiç şüphesiz Gutenberg’in icadından önce, tarihte birçok matbaa çalışmaları yapılmıştır. Bu konuda yazılan kaynaklara baktığımızda matbaanın ilk denemelerini hangi milletlerin yaptığı hususunda birbirinden farklı iddia ve görüşlere (Uygurlar, Çinliler, Koreliler gibi…) rastlamak mümkündür. Hepsinin ortak bir noktası şudur ki: Kadim matbaa çalışmalarının yapıldığı bölgeler, yine önemli bir kırılma noktası olan kâğıdın bulunduğu Uzak Doğu – Asya topraklarıdır.

Avrupa ve modern matbaacılığın doğuşu

Avrupa da ağaç oyma kumaş baskısını İslam dünyasından alarak başlamıştır. Özellikle 15. yüzyılda Avrupa’da matbaacılığın üssü olan Hollanda’da basım tekniği çok gelişmiştir. O dönemde hattatlarca yazılan ve hakkaklarca kazılan tahta kalıpların yanı sıra Harlem kentinde ilk kez tek tek harflerle baskı denemelerini 1430 yılında Lourens Janszoon Coster’in yaptığı sanılmaktadır.

Nihayet 1450’de Johannes Gutenberg, ortağı Fust ile birlikte Almanya’nın Mainz şehrinde metal harflerle basım tekniğini bulmuş ve matbaaya uygulamıştır. Gutenberg’in üretimi, özellikle de 1455’te bastığı ve Gutenberg Kutsal Kitabı olarak bilinen Kutsal Kitap, yüksek kalitesi ve ucuz fiyatıyla kısa sürede başarılı olmuş, yeni buluş Avrupa’dan başlayarak tüm dünyada yaygınlaşmıştır. Daha sonra tipo baskı olarak adlandırdığımız bu matbaa tekniği sanayi devrimiyle doğan modern baskı makinalarının ve matbaacılık endüstrisinin temeli olmuş ve 20. yüzyıl sonlarına kadar gelmiştir.

Matbaa İngiltere’ye, kıta Avrupası’ndan daha geç, 1476’da ulaşmıştır. 1500’e gelindiğinde henüz yalnızca 5 matbaası bulunmaktadır. 1569’a kadar yazı malzemesini, 1589’a kadar ise kağıtları Avrupa’dan ithal etmeye devam etmiştir. Kral 3. Richard yerli üretimi desteklemek için yabancıların İngiltere’de kitap ticaretiyle uğraşmalarını kısıtlamıştır. Öncelikle Kral 6. Henry bu yasağı kaldırıp bazı tüccarlara özel serbest ticaret hakkı tanımış, daha sonra Kral 7. Henry yasakları tamamen kaldırmıştır. İngiltere kitap ticareti açısından kârlı bir ülke olmuş, 1530’lu yıllarda ülkede kitap ticaretiyle uğraşanların üçte ikisini yabancılar oluşturmuştur.[7]

Osmanlı Döneminde matbaacılığın doğuşu

Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk matbaası daha 1493 yılında İspanyol göçmeni David ve Samuel İbn Nahmias Kardeşler tarafından İstanbul’da kuruldu. İlk kitap, Yakup ben Asher’in Arba’ah Turim eseri 13 Aralık 1493’te basıldı.[8] Bu girişimin ardından Selanik, Edirne, İzmir şehirlerinde de matbaalar açılmış, basılan eserler İbranice, Yunanca, İspanyolca ve Latincce dilinde dini konular ağırlıklı olarak basılmıştır.[9] Matbaada Türkçe, Arapça dillerinde eser basmak yasaktı.[10] İtalik hurufatı, sayfa düzeni, folyo işaretleme tekniği, metin başının büyük harfle belirtilmesi gibi yenilikleri matbaa sanatına kazandıranlar da 1530’da İtalya yolu ile İstanbul’a gelip yerleşen Sonsino ailesidir.[11]

Osmanlı’daki ilk Ermeni matbaasını 16. yy’da Apkar Tıbir kurmuştur. Apkar Tıbir, ilk Ermenice ilahi kitabını Venedik’te basmış olmakla birlikte, matbaayı İstanbul’a taşımaya karar vermiştir. Apkar Tıbir, İtalya’dan getirdiği basım aletleri ile, İstanbul’da Surp Nigoğayos Kilise’sinin avlusunda 1567 yılında ilk Ermeni matbaasını kurmuştur.[12] Apkar, Venedik’ten beraberinde matbaacılığa ait malzeme ile İstanbul’a döndüğünde tutuklanmış, hakkında yapılan soruşturmanın akabinde herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığından serbest bırakılmıştır. Çıkan yangında kiliseyle birlikte matbaa da yanmıştır.[10]

Osmanlı Devleti’nde Rumlar tarafından kurulan ilk matbaa ise Nicodimus Metaxas adında bir papaz tarafından 1627 yılında kurulmuştur.[13] Bu matbaanın bastığı ilk eser “Yahudiler Aleyhinde Küçük Risale” (Court traite les Juifs) isimli kitaptır. Ancak bu matbaa, Cizvitlerin yeniçerileri tahriki üzerine tahribe uğramıştır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, bu hareketin matbaaya karşı değil Cizvitlerin kışkırtmalarının bir sonucu olmasıdır.[14] En sonunda yapılan muhakemede, beraat etmesine rağmen Metaxax, matbaacılığa ait geriye kalan aletlerini alarak Osmanlı topraklarını terk etmiştir.[15]

İlk Türk matbaasını da 16 Aralık 1727’de İbrahim Müteferrika kurmuştur. Basılan ilk Türkçe kitap ise Vankulu Mehmet Paşa’nın “Vankulu Lügati”dir, bu kitap yine ilk Türk matbaası olan İbrahim Müteferrika matbaasında 31 Ocak 1729 yılında basılmıştır.

Baskı yüzeyinin düz tabaka ya da rulo kâğıt (rotatif) dışında, matbaacılıkta kullanılan temel baskı yöntemleri şunlardır:

Baskı türleri

    Ofset baskı
    Tipo baskı ya da yüksek baskı (günümüzde işlevini yitirmiştir)
    Tifdruk ve flekso baskı (ambalaj özellikle fotopolimer yüzeylerin baskısı)
    Serigrafi baskı (kâğıt, seramik, tekstil vb. yüzeyler)
    Anagram baskı
    Hologram
    Tampon
    Amerikan Cilt
    Tahta baskı
    Taşınabilir baskı
    Tifdruk
    Baskı makinesi
    Gravür
    Mezotint
    Kabartma baskı
    Akuatint
    Taş baskı
    Renkli taş baskı
    Döner matbaa
    Hektograf
    Ofset
    Sıcak metal dizgi
    Mimeograf
    Papatya çarklı yazıcı
    Fotostat makinesi
    Serigrafi
    Reksograf
    Fleksografi
    Nokta vuruşlu baskı
    Xerografi
    3d lenticular
    Kıvılcım baskı
    Dizgicilik
    Fotodizgi
    Mürekkep püskürtmeli baskı
    Boya süblimasyon baskı
    Lazer baskı
    Termal baskı
    Katı mürekkep
    Transfer baskı
    Termal transfer baskı
    Üç boyutlu baskı
    Dijital baskı
    Fotoğraf baskısı

Teknikler

Formaları birleştirmek için kitabın sırtına tutkal sürülerek formaları dikilmeden bağlanan cilt şekli dört kenardan kesilerek ve sırtlarından plastik tutkalla formalar birbirine yapıştırılır. Tülbent ya da tel kullanarak ciltin sırt yüzeyi daha dayanıklı hale getirilebilir. Türkiye’de Amerikan Cilt türü olarak tanımlanan kitaplar gündelik hayatta sürekli kullanmadığımız karton kapakla ciltlenmiş olan kitaplardır. Makinede harmanı çekilerek, özel tırtıllı bıçaklarla formaların sırt kısmı traşlanır. Kapağın takılıp preslenmesi için sırt kısmına tutkal sürülür. Daha hızlı üretmek ve daha ucuz olması için kullanılır, ancak kuşe kağıtların ciltlenmesi için uygun değildir.

Çapak

Baskı işlemi yapılırken, boya parçalarından ya da kağıdın tozundan oluşan ve bu yüzden imaj bozukluğuna sebep olan küçük noktadır.

Çiftleme

Flu ya da gölgeli bölgelerin oluşmasına sebebiyet veren baskı hatasıdır. Kağıtların düzgün gönderilememesi, kazanların aralarındaki paralelliğin bozulması, kağıtların transferlerinde sorun yaşanması veya kauçuğun oluşturduğu basınçlar ve üzerinde bulunan mürekkep yoğunluğundan ötürü meydana gelebilir.

Modern matbaacılıkta iş akışı

Kısaca matbaacılık denilen karmaşık süreç, farklı teknolojilere ait çok sayıda işlemden oluşur. Uluslararası bir sektörel konsorsiyum olan cip413 Haziran 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. tarafından hazırlanan JDF (Job Definition Format) iş tanımlama standardı kapsamında yüzden fazla işlem tanımlanmış, bunlar da geleneksel eğilime uygun olarak baskı öncesi, baskı ve baskı sonrası şeklinde üç alt süreçte toplanmıştır.

Baskı öncesi

Öncelikle basılacak işin tasarımı yapılır. Bu aşamada yazıların ve fotoğrafların bilgisayara aktarılması gerekir. Bilgisayara aktarılan görsel öğeler mizanpaj yazılımında bir araya getirilerek baskıya uygun tasarım oluşturulur. Bilgisayar yardımıyla yapılan bu işleme masaüstü yayıncılık da denir. Sonrasında, yapılan çalışmanın film çıkışları alınır. Film, baskı için kullanılan kalıbı oluşturmak için kullanılır. Filmden sonra da prova alınabilir. Filmden alınan provaya analog prova (Dupont firmasının Cromalin sisteminden dolayı sektörde “cromalin” adı ile bilinir) denmektedir. Analog provanın dışında baskıyı taklit eden yazıcılarla dijital prova da alınabilir.

Baskı

Film çıkışları alındıktan sonra alüminyum plakalar (kalıp) üzerine tasarımın görüntüsü çıkarılır. Kalıp çekme denilen bu işlem iki aşamada gerçekleşir: Film kullanarak kontakt baskı yani pozlandırma ve banyo. Günümüzde tasarımlar bilgisayardan direkt kalıba alınabilmekte, CTP adıyla anılan bu sistem ile film ve montaj işlemleri ortadan kalkmaktadır. Kalıp çekildikten sonra baskıya geçilir.

Baskı sonrası

Baskı sonrasında selefon, lak gibi malzemelerle yüzey kaplama (laminasyon) uygulanabilir. Mücellithane makineleri kullanılarak da çok sayfalı ürünlerde katlama, harmanlama, iplik dikiş, tel dikiş gibi işlemler, kitap ve dergiler için kapak takarak ciltleme gibi, ambalajlar için kalıplı kesim gibi işlemler uygulanabilir.

Kaynak ve Dipnotlar

Wikipedia
Diyanet Dergi
Alparslan AKÇA

Author: RasitTunca

Bir yanıt yazın